Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/3082 E. 2023/3837 K. 18.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3082
KARAR NO : 2023/3837
KARAR TARİHİ : 18.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/229 E., 2023/21 K.
KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ölüme bağlı tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, davanın niteliği gereği duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin kardeşi …’nın, 29.05.2011 tarihinde, eşi …ile birlikte vurularak vefat ettiğini, …’nın ölümünün ardından, 04.02.1994 tarihinde Almanya’da düzenlediği miras sözleşmesinin ortaya çıktığını, …’nın davaya konu miras sözleşmesinde, eşi …ile birlikte ölmesi halinde eşinin ilk evliliğinden olma oğlu …’i ön mirasçı olarak atadığını, miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunmasının zorunlu olmasına karşın davaya konu miras sözleşmesinin tek taraflı düzenlendiğini, diğer taraftan murisin miras sözleşmesini yaptığı sırada yanıltıldığını, iradesinin sakatlandığını belirterek; …’nın, Murrhardt Noterliği’nde, 04.02.1994 tarihinde düzenlediği miras sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, …’nın yeğenleri olduğunu, murisin Almanya’da düzenlediği miras sözleşmesinin şekil eksikliği nedeniyle iptalinin gerektiğini savunarak; …’nın, Murrhardt Noterliği’nde, 04.02.1994 tarihinde düzenlediği miras sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin annesi …’nin eşi olan …’nın, hem Türk hem de Alman vatandaşı olduğunu, 1994 yılında Almanya’da … ile birlikte notere giderek Alman Kanunlarına göre geçerli olacak şekilde ölüme bağlı tasarrufta bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin kardeşleri tarafından müvekkili aleyhine açılan dava dosyası ile iş bu dosyanın birleştirilmesini ve davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli ve 2013/123 Esas, 2015/437 Karar sayılı kararıyla; Alman Hukukuna uygun olarak düzenlenen miras sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmış olmakla asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli ve 2013/123 Esas, 2015/437 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 09.06.2016 tarih ve 2015/16494 Esas, 2016/9267 Karar sayılı ilamında; davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

3. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, davaya konu miras sözleşmesinin Alman Kanunlarına uygun olarak yazıldığı gerekçesiyle geçerli olduğu kanaatine varılmış ise de, mahkemenin miras sözleşmesinin Alman Kanunlarına uygun yapıldığı kanaatine nasıl vardığı dosya kapsamından anlaşılamadığı, miras sözleşmesiyle ilgili Alman mevzuatı dosyaya celbedilerek, miras sözleşmesinin Alman Kanunlarına uygun yapılıp yapılmadığı hususunda ayrıntılı, gerekçeli, Yargıtay denetimine elverişli bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu miras sözleşmesinin Alman Hukuku’na uygun düzenlendiği halinde geçerli olacağı, 07.10.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu miras sözleşmesinin Alman Hukuku’na uygun düzenlendiği anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınmasına ilişkin ara karardan gerekçesiz rücu edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve yapılan itirazların dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, sözleşmenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın Türk vatandaşı olması nedeniyle miras sözleşmesinin Türk Hukukuna göre şekil şartına uygun yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin olup, uyuşmazlık dava konusu ölüme bağlı tasarrufun Alman Hukuku’na uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası sıfatıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki Kanun’un 7 inci maddesi şöyledir;
“Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan maddi hukuk hükümlerinn öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir.”

3. 5718 sayılı Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki Kanun’un 20 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
“Miras ölenin milli hukukkuna tabidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.”

4. 5718 sayılı Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki Kanun’un 20 inci maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir;
” Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7.madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir.”

5. Türkiye’nin 1983 tarihinde taraf olduğu 5 Ekim 1961 Tarihli Ölüme Bağlı Tasarrufların Şekline İlişkin Kanunlar İhtilafı Kurallarına Dair La Haye Sözleşmesi’nin 1 inci maddesi şöyledir;
“Bir vasiyet tasarrufu şekil yönünden aşağıdaki şartlarla geçerlidir;
a) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı yer iç hukukuna uygunsa, veya
b) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu Devletin iç hukukuna uygunsa, veya
c)vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında ikametgahının bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa, veya
d) vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında mutat meskeninin bulunduğu yer iç
hukukuna uygunsa,veya
e) taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde, bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa.
Bu Sözleşmenin amaçları bakımından, uygulanacak hukuku, milli hukuk birleştirilmemiş bir sistemden
oluşmuşsa, bu sistemde yürürlükte olan kurallar; böyle kuralların bulunmaması halinde ise vasiyetçinin bu sistemi oluşturan mevzuattan biri ile olan en sıkı ilişkisi tayin eder.
Vasiyetçinin belli bir yerde ikametgâhının bulunup bulunmadığı, o yer hukukuna göre belirlenir.”

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu iptali istenen ölüme bağlı tasarrufun Alman Kanunlarına göre “miras sözleşmesi” olarak düzenlendiği, sözleşmenin Alman Mevzuatının öngördüğü şekil şartına uygun olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Alman Medeni Kanunu’na göre miras sözleşmelerinde mirasçı atamaya yönelik bir tasarrufta bulunabileceğinin belirtildiği, sözleşmenin ise mirasçı atamayı içerdiği görülmektedir.

3. Öte yandan her ne kadar mirasbırakan … Göçmez sözleşmenin düzenlendiği tarihte Alman vatandaşı olmadığı, ancak ölüm tarihinde Alman vatandaşı olduğu görülmektedir. 5 Ekim 1961 Tarihli Ölüme Bağlı Tasarrufların Şekline İlişkin Kanunlar İhtilafı Kurallarına Dair La Haye Sözleşmesi’nin 1 inci maddesinin c bendine göre vasiyetçinin ölümü anında vatandaşı bulunduğu Devletin iç hukukuna uygun tasarrufun geçerli olduğu düzenlendiğinden, dava konusu ölüme bağlı tasarrufun bu bağlamda da hukuka aykırılık içermediği anlaşılmıştır.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.