YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3458
KARAR NO : 2023/5304
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/202 E., 2019/337 K.
KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki ön alım hakkından kaynaklanan (ihtiyari ihale ile satış nedeniyle) tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince 20.06.2017 tarihli ilamla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamı sonrasında İlk Derece Mahkemesince … Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Direnme kararının yerinde olmadığı ve bozma kararının usule ve dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle Dairemizce dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğu, ancak … Dairece ön alım hakkının kullanılmasına ilişkin diğer şartlar ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmadığı gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
Kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin Eskişehir ili, … ilçesi, … Mahallesi, 3895 ada 3 parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu, davalı şirketin 29.11.2016 tarihinde diğer hissedar Maliye Hazinesinden hisse satın aldığını, hissedar olmasına rağmen bu hususta müvekkiline bildirim yapılmadığını, müvekkilinin önalım hakkının kısıtlandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan hissesinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili, müvekkili şirketin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca açık ihale usulüyle 17.05.2016 tarihinde yapılan ihalede en yüksek teklifi vererek dava dışı Maliye Hazinesine ait payı satın aldığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 27.06.2016 tarihli kararı ile ihalenin kesinleşmesi ve hissenin müvekkili şirkete satılmasına dair kararın Resmî Gazete’de yayımlanması ile müvekkili şirketin malik olduğunu, hem ihale yapıldığı esnada hem de Resmî Gazete’de yayımlanma tarihinde davacının hissedar olmadığını, davacının 23.09.2016 tarihinde yani davalı şirketin satış işleminin tamamlanmasından sonra tapu kaydında paydaş olduğunu, bu nedenle ön alım hakkının bulunmadığını, müvekkili ile davacıya pay satan dava dışı üçüncü kişinin 03.08.2016 tarihli protokol ile taşınmaz payının müvekkili şirkete satışı konusunda anlaşmalarına rağmen muvazaalı olarak ve daha ucuz bir bedel ile davacıya 23.09.2016 tarihinde tapudan satış yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli ve 2016/633 Esas, 2017/337 sayılı Kararıyla; davacının payını satın aldığı üçüncü kişinin de payını satmaması hâlinde önalım hakkı bulunduğundan payını davacıya satmasının muvazaalı olmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, bu nedenle davalının muvazaa iddiasına itibar edilmemesi gerektiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 279 uncu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705 … maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin tescil ile kazanılacağı, TMK’nın 732 nci maddesi uyarınca da önalım hakkının payın satılması ile kullanılabilen bir hak olup bu hakkın kullanılabilmesi için satış sözleşmesinin kurulmasının yeterli olmadığı, satışın mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmesi ile geçerlilik ve aleniyet kazanacağı, davacının dava konusu taşınmazda 1433/2400 hisseyi 23.09.2016 tarihinde satın aldığı, davalının ise dava dışı Maliye Hazinesinden 967/2400 payı 17.05.2016 tarihinde yapılan ihaleye katılarak 1.325.000,00 TL bedel ile satın aldığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 27.06.2016 tarihli kararının Özelleştirme İdaresi Başkanınca imzalanması ile 27.06.2016 tarihinde kesinleştiği ve Resmî Gazete’de yayımlandığı ve tapuya tescilin ise 29.11.2016 tarihinde yapıldığı, davacının davaya konu payın davalı adına tescil edildiği 29.11.2016 tarihinden sonra TMK’nın 733/son maddesi uyarınca iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde bu davayı açma hakkının bulunduğu, satış bedelinden oluşan önalım hakkı bedeli 1.325.000,00 TL’nin davacı tarafından süresi içerisinde mahkeme veznesine depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı adına olan 967/2400 payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, karar kesinleştiğinde ön alım bedeli olan 1.325.000,00 TL’nin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2018 tarihli ve 2017/2306 Esas, 2018/321 sayılı Kararıyla; davalının 17.05.2016 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığından dava konusu taşınmazda 967/2400 payı ihtiyari ihale ile satın aldığı, ihtiyari ihalenin 27.06.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapuya 29.11.2016 tarihinde tescil edildiği, TBK’nın 705 … maddesinde “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır” hükmüne yer verildiği, hükümde mülkiyetin cebri icra yoluyla satışlarda tescilden önce kazanılacağı belirtilmiş ise de, ihtiyari ihaleden bahsedilmediğinden ihtiyari ihalede mülkiyetin ancak tapuya tescille kazanılacağı, bu nedenle alınan pay tapuya 29.11.2016 tarihinde davalı adına kayıt ve tescil edildiği tarihin mülkiyetin geçtiği ve satış tarihi olarak kabulünün gerektiği, davacının payı tapuya 23.09.2016 tarihinde tescil edildiğinden davacının davalının payı için önalım hakkını kullanmasında usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2018/2686 Esas, 2018/8582 Karar sayılı kararında özetle; “….Dava, ön alım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Ön alım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliğinin 17 nci maddesine göre; “…Belirtilen şekilde hazırlanan ihale sonucunu gösteren Kurul karar taslağı ve gerekçesi bir sunuş yazısı ekinde Kurulun onayına sunulur. İhale Kurulun onayı ile (Kurul tarafından İdarenin yetkili kılındığı hallerde ise … tarafından onaylanmak suretiyle) kesinleşir. Satış veya nihai devre ilişkin kararlar İdare tarafından kamuoyuna duyurulmak üzere Resmi Gazetede yayımlattırılır.” (Resmi Gazete Tarihi: 29.11.2003 Resmi Gazete Sayısı: 25301)
Somut olayda, dava konusu 3895 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 967/2400 pay dava dışı Maliye Hazine’si adına kayıtlı iken özelleştirme kapsamında 17.05.2016 tarihinde 1.325.000,00 TL bedel ile en yüksek teklifi veren davalı Turhanlar Petrol-Karo İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine … ve bu ihale T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 27.06.2016 tarihli ve 2016/ÖİB-K-33 Karar No.lu kararının Özelleştirme İdaresi Başkanınca imzalanmasıyla 27.06.2014 tarihinde kesinleşmiş ve Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Özelleştirme İdare Başkanlığının İhalelerinin Başkanının nihai imzasıyla ihalenin kesinleşeceği yukarıda belirtilen yönetmeliğin 17. maddesinde belirtilmiştir. Bu durumda davalıya 29.11.2016 tarihli 40903 sayılı resmi senet ile tapuda yapılan işlem satış olmayıp Özelleştirme İdaresi Yüksek Kurulunun kararı gereği devir niteliğinde olduğundan ve TBK’nın 275 … maddesi gereğince “…Satıcı artırma koşullarında aksi yönde bir irade açıklamasında bulunmamışsa, herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık artırmalarda satış sözleşmesi, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur.” maddesi gereğince davalı şirket 27.06.2016 tarihli ve 2016/ÖİB-K-33 sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının satışı onaylayan ve Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile davalıya satış işlemi kesinleşmiş olup davacının davalıya yapılan satışın kesinleşme tarihinden sonra dava konusu taşınmazda 23.09.2016 tarihinde paydaş olduğu, bu nedenle davacının davalıya yapılan satış tarihinde, davacı taşınmazda paydaş olmadığından önalım hakkı doğmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar oybirliğiyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
1. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin yukarıda yazılı bozma ilamı üzerine davacı vekilince; İlk Derece Mahkemesince verilen 20.06.2017 tarihli kararda direnilmesi istenmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, TBK’nın 279 uncu ve TMK’nın 705 … maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin tescil ile kazanılacağı, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile Kanun’da öngörülen diğer hâllerde mülkiyetin tescilden önce kazanılacağının hükme bağlandığı, bozma kararında belirtilen TBK’nın 275 … maddesinin, satış sözleşmesinin kurulma anına ilişkin olduğu, her ne kadar Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliğinin 17 nci maddesi “… Belirtilen şekilde hazırlanan ihale sonucunu gösteren Kurul karar taslağı ve gerekçesi bir sunuş yazısı ekinde Kurulun onayına sunulur. İhale Kurulun onayı ile (Kurul tarafından İdarenin yetkili kılındığı hallerde ise … tarafından onaylanmak suretiyle)kesinleşir. Satış veya nihai devre ilişkin kararlar İdare tarafından kamuoyuna duyurulmak üzere Resmi Gazetede yayımlattırılır.” hükmü mevcut ise de, TMK’nın 705/2 nci maddesi uyarınca mülkiyetin tescilden önce kazanılabilmesi için bu hususun Kanun ile düzenlenmesi gerektiği, bu nedenle dava konusu olayda anılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, TMK’nın 732 nci maddesi uyarınca da önalım hakkının payın satılması ile kullanılabilen bir hak olup bu hakkın kullanılabilmesi için satış sözleşmesinin kurulmasının yeterli olmadığı, satışın, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmesi ile geçerlilik ve aleniyet kazanacağı, davacının davaya konu payın davalı adına tescil edildiği 29.11.2016 tarihinden sonra TMK’nın 733/son maddesi uyarınca iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davayı açma hakkının bulunduğu, davacı tarafından süresinde bedelin depo edildiği ve TMK’nın 732 ve devamı maddelerinde düzenlenen önalım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; önceki kararda direnilmesine dair karar verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Direnme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;
1.Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarih 2020/258 Esas, 2021/4043 Karar sayılı ilamıyla; bozma kararının kanuna, usule ve dosya kapsamına uygun olduğu, mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin 5 … fıkrası uyarınca inceleme yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih ve 2021/(14)7-677 Esas, 2023/537 Karar sayılı ilamında özetle; “Açıkça görüldüğü üzere kanunî ön alım hakkından söz edebilmek için paylı mülkiyet hükümlerine tâbi bir taşınmazdaki payın üçüncü şahsa satılması gerektiği, ön alım hakkının konusu pay satışı olup … bir satışın konusu olmayan, satım niteliğinde olmayan pay temliklerinde yasal ön alım hakkı doğmayacağı, önalım hakkının payın satışındaki şartlar dâhilinde kullanılması gerektiğinden, payı paradan başka bir karşılıkla iktisap edenlerden, onu, aynı şartlarla yerine getirmek suretiyle temellük etmeye imkân bulunmadığı, örneğin temlikin hibe şeklinde olması hâlinde, hibede bir malın bedelsiz olarak üçüncü kişinin mülkiyetine geçirilmesi amaçlandığından ön alım hakkının kullanılamayacağı, zira ön alımda, ön alım hakkını kullanan kişinin payı satın alana ödemekle yükümlü olduğu bedel hibede mevcut olmayıp, önalım hakkını kullananın hiçbir bedel ödemeden payın kendisine devrini istemesinin mümkün olmadığı, özetle ifade edilecek olursa, yasal önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tâbi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren yenilik doğurucu bir hak olup bu hakkın paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğacağı ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hâle geleceği, ön alım hakkının alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılacağı, nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli ve 2023/(14)7-85 Esas, 2023/369 Karar sayılı kararında da değinildiği;
Türk Borçlar Kanunu’nun 275 … maddesinde;
“Satıcı artırma koşullarında aksi yönde bir irade açıklamasında bulunmamışsa, herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık artırmalarda satış sözleşmesi, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur.
Cebrî artırma yoluyla satış, artırmayı yöneten memurun en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur” hükmünü içermektedir.
Aynı Kanun’un ” Mülkiyetin geçmesi” başlıklı 279 uncu maddesinde ise;
Artırmada taşınır bir mal … kişi, onun mülkiyetini ihale anında kazanır. Artırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti, ancak tapu siciline tescille alıcıya geçer.
Artırma görevlisi, satış tutanağında gösterilen taşınmazın alıcı adına tescilini hemen tapu idaresine bildirir.
Cebrî artırma sonucunda yapılan ihalelerde mülkiyetin geçmesine ilişkin … hükümler saklıdır.
İsteğe bağlı … artırmalarda mülkiyetin geçmesi genel hükümlere tabidir.
Öneride bulunanın bağlılığının artırmadan sonra da devam edeceğini öngören koşul geçersizdir. Ancak, bu kural cebrî artırmalarda ve ihalenin bir kamu görevlisince onaylanması gerektiği durumlarda uygulanmaz” düzenlemesine yer verildiği;
Türk Medeni Kanunu’nun 705/1 … maddesinde, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı belirtilerek, aynı Kanun’un 733/1 … maddesinde ise, cebri artırmayla satışlarda ön alım hakkının kullanılamayacağının düzenlendiği, tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu Eskişehir ili, … ilçesi, … Mahallesi, 3895 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 967/2400 pay, dava dışı Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 17.05.2016 tarihli ihtiyari ihalesi ile davalıya satıldığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 27.06.2016 tarihli kararının Özelleştirme İdaresi Başkanınca imzalanması ile 27.06.2016 tarihinde kesinleştiği ve Resmî Gazete’de yayımlandığı, ihtiyari ihalenin 27.06.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine 29.11.2016 tarihinde de davalı adına tescil edildiği, davacının ise dava konusu taşınmazda 1433/2400 hisseyi 23.09.2016 tarihinde dava dışı üçüncü kişiden satın alarak hissedar olduğunun anlaşıldığı;
Az yukarıda da ifade edildiği üzere TBK’nın 279 uncu maddesi uyarınca, ihtiyari açık artırmada taşınır mal … kişi, onun mülkiyetini ihale anında kazanır ise de, taşınmazın mülkiyetinin ancak tapu siciline tescille alıcıya geçeceği, yine TMK’nın 735/1 … maddesinde de taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağının açıkça ifade edildiği;
Görüldüğü üzere taşınmaz malların ihtiyari açık artırma usulü ile satımında, mülkiyetin ihale ile değil, ancak tapuya tescil ile geçeceği, satımı belirleyen ihale tutanağı kurucu bir fonksiyona sahip olmayıp, açıklayıcı bir belge niteliğinde ispat aracı konumunda olduğu, diğer bir anlatımla, taşınmazın açık artırmayla satılması cebri artırmadan farklı olarak, tapuya tescil muamelesi yapılmasına olanak veren hukuki bir neden ve ispat aracı olup, mülkiyetin devrinin ise ancak tapuya tescille olacağı, bunun doğal sonucu olarak, ihale yoluyla taşınmazı satın … kimsenin, ancak mülkiyetin kendisine devredilmesinden sonra kullanabileceği hakları tescil işlemi yapılmadan kullanamayacağı gibi malik sıfatını da tescilden önce kazanamayacağı (Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2001 tarihli ve 2001/6-278 Esas, 2001/ 270 Karar sayılı kararı);
Her ne kadar Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde “…Belirtilen şekilde hazırlanan ihale sonucunu gösteren Kurul karar taslağı ve gerekçesi bir sunuş yazısı ekinde Kurulun onayına sunulur. İhale Kurulun onayı ile (Kurul tarafından İdarenin yetkili kılındığı hallerde ise … tarafından onaylanmak suretiyle) kesinleşir. Satış veya nihai devre ilişkin kararlar İdare tarafından kamuoyuna duyurulmak üzere Resmi Gazetede yayımlattırılır.” hükmü mevcut ise de, TBK’nın 279 uncu maddesi ve TMK’nın 735/1 … maddesi uyarınca taşınmazın mülkiyeti ancak tapu siciline tescille alıcıya geçeceği;
Davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 17.05.2016 tarihli ihtiyari ihalesi ile dava konusu taşınmazda hisse satın almış ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 27.06.2016 tarihli kararı ile ihale kesinleşmiş ise de, davalının aldığı taşınmaz hissesinin 29.11.2016 tarihinde adına tapuda tescil edildiği, davacı ise dava konusu taşınmazda daha önce 23.09.2016 tarihinde hissedar olduğundan davacının, davalının taşınmaz hissesinin mülkiyetini elde ettiği 29.11.2016 tarihi itibariyle tapuda paydaş olduğunun kabulü gerektiği;
Bu nedenle mahkemece verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu;
Ne var ki, … Dairece ön alım hakkının kullanılmasına ilişkin diğer şartlar ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmadığından dosyanın … Daireye gönderilmesi gerektiği…” gerekçesine işaretle, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin başlıkta belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bir kimsenin ön alım hakkından söz edilebilmesi için o kişinin davaya konu edilen payın satıldığı tarihte taşınmazda paydaş olması gerektiğini, davacının ise ihtiyari ihale ile müvekkile yapılan satışın tamamlanmasından sonra 23.09.2016 tarihinde taşınmazda paydaş olduğunu, somut olayda satışın 17.05.2016 tarihinde gerçekleştiğini ve 28.06.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığını, bu nedenle hem ihale tarihinde hem de satışın Resmî Gazete’de yayımlanma tarihinde davacının taşınmazda paydaş olmadığını, ön alım hakkından söz edebilmek için tapuya tescil tarihinde değil, satış tarihinde paydaş olma şartının arandığını, öte yandan müvekkili şirketin 1.350.000,00 TL bedelle satın aldığı hisse 967/2400 pay olup, davacıya satılan payın ise 1433/2400 olduğu, davacıya satılan pay müvekkili şirketin satın aldığı paydan daha fazla olmasına rağmen 860.000,00 TL bedelle davacıya satılmasının aslında ortada … bir satış olmadığını gösterdiğini; belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, somut olayda Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yaptığı ihtiyari ihale sonucu davalı tarafından satın alınan önalım hakkına konu paya ilişkin mülkiyetin, ihalenin kesinleştiği 27.06.2016 tarihinde mi yoksa satışın tapuya tescil edildiği 29.11.2016 tarihinde mi davalıya geçtiği ve buradan varılacak sonuca göre 23.09.2016 tarihli satış işlemi ile taşınmazda pay sahibi olan davacının ön alım hakkını kullanmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705, 732 ve 733 üncü maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 275 ve 279 uncu maddeleri.
3. Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliğinin 17 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan tespitlerin Hukuk Genel Kurulunda işaret edilen gerekçeye göre uygun olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.