Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2015/11510 E. 2015/21709 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11510
KARAR NO : 2015/21709
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

İhbarname No : KYB – 2015/187087

Sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan sanık İ.. İ..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245/3, 39/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 20,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile ceza- landırılmasına dair (İSTANBUL) 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2013 tarihli ve 2009/483 esas, 2013/576 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamam- lanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a,b,d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görül- mediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18.05.2015 gün ve 32211 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 gün ve KYB/2015-187087 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde belirtildiği üzere, sanığın yokluğunda verilen kararın, bilinen en son adresine yapılması, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adrese tebligat yapılamaması halinde ise adres kayıt sistemindeki adresin bilinen en son adres olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılması gerekmekte olup, incelemeye konu olayda, sanığın bilinen en son adresinin, 18.10.2012 tarihinde alınan savunmasında bildirdiği adres olmasına karşın, doğrudan sanığın bildirdiği adresten farklı olduğu anlaşılan adres kayıt sistemindeki adresine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın henüz kesinleşmediği cihetle kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği anlaşıldığından,

Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden Kanun Yararına Bozma isteminin (REDDİNE), dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 28.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.