YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11680
KARAR NO : 2015/22005
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
Tebliğname No : 8 – 2015/231011
MAHKEMESİ : Mersin 5. Ağır ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/05/2015
NUMARASI : 2014/471 (E) ve 2015/152 (K)
SUÇ : Parada sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde parada sahtecilik suçundan yargılandığı davada suç yerinin Antalya ve suç tarihinin 14.06.2014 temyize konu davanın suç yerinin Mersin ve suç tarihinin ise 15.11.2014 olduğu, iki olayın meydana geldiği yerler arasındaki mesafe ve araya giren zaman dilimi dikkate alındığında fiili kesintinin gerçekleştiği, sanığın Antalya ilinde yakalandığı ancak serbest kaldıktan sonra incelemeye konu bu suçu işlediği, bu nedenlerle temadinin kesildiği ve fiili nedenle kesilen temadiden sonra sanığın Mersin’de gerçekleştirdiği eyleminin yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, suçun sabit olmadığına yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin (ONANMASINA), 01.10.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Sanık A.. Y.. hakkında parada sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün sanık tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya
ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
5237 sayılı TCK.nun 197/1. madde ve fıkrasında memlekette veya ya- bancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişinin cezalandırılacağı hükme bağ- lanmıştır.
Tedavül; sahte para veya paraya eşit sayılan değerlerin, mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesidir. Failin asıl amacı sahte olan değerleri piyasaya sürmek ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaktır. Sahte paranın başka bir kişinin egemenlik alanına girmesiyle tedavüle koyma suçu tamamlanmaktadır. Failin icra hare- ketlerini tamamlamasına rağmen sahte paranın başkasının egemenlik sahasına girmemesi durumunda ise tedavüle koyma suçu teşebbüs aşamasında kalmakta fakat dolaşıma koymak için bilerek bulundurma suçu oluşmaktadır.
Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, “tedavüle koymak” fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzen- lenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi, yakalanması veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; sanık hakkında işlediği iddia olunan parada sahtecilik suçundan 14.06.2014 tarihli eylemi nedeniyle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/433 esas sayılı dosyasında dava açıldığının anlaşılması karşısında, sanığın mükerrer cezalandırılmasının önlenmesi bakımından, anılan dosyanın getirtilip incelenerek davaların birleştirilmesi, mümkün olmadığında dosya içerisine alınıp bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulmasından sonra hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmadığı, suç işleme kararları ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi gerekçesiyle bozulması yerine, yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun olmayan kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.01.10.2015