Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2015/1816 E. 2015/18240 K. 03.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1816
KARAR NO : 2015/18240
KARAR TARİHİ : 03.06.2015

Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere

Gereği görüşülüp düşünüldü:

I- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Suça konu sahte belgenin bankalarda kullanılmış olması nedeniyle aldatma kabiliyetinin bulunduğu kabul edilerek tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, suçun sübutuna, delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, eksik incelemeye yönelik ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün oybirliğiyle (ONANMASINA),

II- Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere gelince;

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:

1- Sanığa hükmolunan adli para cezaları belirlenirken TCK.nun 158/1-son madde ve fıkrası dikkate alınarak TCK.nun 61/8. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesine esas birim gün sayısı belirlendikten sonra bu miktar üzerinden artırım ve indirimler yapıldıktan sonra TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca yirmi liradan yüz liraya kadar bir gün karşılığı takdir olunacak miktarla çarpılarak sonuç adli para cezasının bulunması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde doğrudan adli para cezalarına hükmolunması,

2- Akbank A.Ş’ye yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümde uygulama maddesinin TCK.nun 158/1-j bendi yerine, TCK.nun 158/1-f bendi olarak gösterilmesi,

3- Sanığın ..’ın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte kimlikle Garanti Bankasından sahte kredi kartı alarak değişik zamanlarda birden çok kez kullanması eyleminin TCK.nun 245/2, 43 ve TCK.nun 245/3, 43. maddelerinde yazılı suçları ayrı ayrı oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

4- 5237 sayılı TCK.nun 55. maddesi gereğince kazanç müsaderesinin, maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kazanç müsaderesine hükmolunması,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin Garanti Bankasına yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümde ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri gereğince (BOZULMASINA), 03.06.2015 gününde onama kararı ve bozma kararının 3. maddesi yönünden oyçokluğu, bozma kara- rının birinci maddesi yönünden oybirliğiyle karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE : Sanık … hakkında mağdur …’a ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle Garanti Bankası’na başvurarak bankaca sahte oluşturulan kredi kartının kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 204/1 ve 158/1-f maddelerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinin, nüfus cüzdanının ele geçmemesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerekçesiyle bozulması yerine onanmasına; sanığın Garanti Bankası tarafından düzenlenen sahte kredi kartının kullanılması sonucu yarar elde edilmesi nedeniyle de eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında düzenlenen tek suçu oluşturması nedeniyle bozulması gerekirken başka gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;

Dosya kapsamı ve anlatımlardan, sanık …’ın ele geçirdiği mağdur …’a ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp, bu kimliği kullanmak suretiyle Garanti Bankası’dan sahte olarak 1 adet kredi kartı çıkarttırıp birçok kez harcama yapıldığı anlaşılmaktadır.

5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrası “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Yine TCK.nun 44. maddesi “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” hükmünü içermektedir.

5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında tanımlanan suçun maddi unsuru, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Ancak bu fıkra hükmüne göre cezaya hükmedilebilmesi için fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu maddedeki suçun oluşması için ilk şart, banka veya kredi kartının sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış olmasıdır. Yani sahte kart oluşturmak veya üzerinde sahtecilik yapmak bu suçun seçimlik hareketleridir. Sahte kart oluşturmak, gerçek kart üzerinde yapılanlar dışında sahtecilik fiillerini ifade eder. Üçüncü fıkradaki suçun oluşması için ikinci şart ise, sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış kartın kullanılması suretiyle yarar elde edilmiş olmasıdır. Haksız yararın fail ya da başka birisine sağlanmasının önemi yoktur. Her iki halde de suç oluşacaktır.

245. maddenin 3. fıkrasında tanımlanan suçun manevi unsuru ise kasttır yani kasten işlenebilen bir suçtur. Üçüncü fıkra açısından kast, suça konu banka veya kredi kartının sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kart olduğunu bilmeyi ve bu kartı yarar sağlamak amacıyla kullanmayı istemeyi gerektirir.

Bilindiği üzere, sahtecilik fiillerinin hedefi yine bizzat sahteciliğin kendisi değildir. Hemen her zaman sahteciliğin ötesinde bir amaca ulaşmak için sahtecilik yapılır. Bu nedenle sahte belge oluşturduktan sonra bu sahte belgeyi kullanan kişi, hem sahte belge düzenlemekten hem de sahte belge kullanmaktan dolayı cezalandırılmaz. Burada da aynı şekilde düşünmek uygun olacaktır. Dolayısıyla, sahte kart oluşturan veya kart üzerinde sahtecilik yapan kişi, daha sonra bu kartı kullanarak yarar sağlayacak olursa, sadece TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen suçtan dolayı cezalandırılması gerekecektir. Nitekim TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen cezanın 245/2. maddesinde öngörülen cezadan fazla olması da bu görüşü destekler niteliktedir.
Somut olayda da;

1) Sanık hakkında mağdur …’a ait nüfus cüzdanındaki resmi çıkarıp kendi resmini yapıştırarak kullanması nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmış ise de; suça konu nüfus cüzdanı ele geçirilemediği için üzerinde iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı yönünden bir inceleme yapılamamıştır. Sahte kredi kartı çıkarırken düzenlenen belgede de suça konu nüfus cüzdanının bizzat ibraz edildiği yönünde bir bilgi bulunmadığı gibi, sadece fotokopisi Bankaya ibraz edilmiştir. Belgede sahtecilik suçlarında, sahte belgenin aldatıcı nitelikte olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere nüfus cüzdanının ele geçirilememesi nedeniyle aldatıcılık yeteneği belirlenememektedir. Ayrıca bankaya fotokopisinin ibraz edilmesi karşısında suça konu nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetinin bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Anlatılanlar dikkate alındığında sanığın unsurları itibariyle oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi;

2) Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 2008/11-87 E, 2008/150 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın mağdur …’a ait nüfus cüzdan fotokopisini kullanmak suretiyle banka görevlilerince basımını sağladığı kredi kartı “sahte oluşturulan” kart niteliğinde olup, bu kartın kullanılması suretiyle kendine haksız yarar sağlaması eyleminin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturmaması ile, 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrasında “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklindeki düzenleme ve TCK.nun 44. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının açıkça sahte olarak üretilen kredi kartının kullanılması sonucu yarar sağlama olduğu ve eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3, 43. maddelerindeki suçu oluşturması nedeniyle bozulmasına karar verilmesi yerine, sanığın TCK.nun 245/2, 43 ve 245/3, 43. madde ve fıkralarından cezalandırılması gerekçesiyle yerel mahkemenin TCK.nun 158/1-f maddesinden mahkumiyete ilişkin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 03.06.2015

KISMEN KARŞI OY:

Belgede sahtecilik suçlarında, gerçeğe aykırı olduğu iddia olunan belgenin, sahte olup olmadığı ve belgede sahtecilik yapılmışsa aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Ceza Genel Kurulu ile Yargıtay 11. Ceza Dairesi ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, belgenin çok sayıda kişiyi aldatabilecek nitelikte olup olmadığı, mahkemece suça konu belge incelenerek değerlendirilmelidir. Belgenin ibraz edildiği kamu veya banka görevlisinin yahut şahsın belgeye itibar ederek işlem yapması, o belgenin kesin olarak aldatıcı olduğunu göstermemektedir. Zira, görevlinin iş çokluğu nedeniyle belgeyi incelememesi, aslını görmemesi, belgenin rengi, ebadı, imza, mühür gibi hususlarda sanığın bir takım beyanlarına itibar ederek işlem yapması mümkündür. Aldatıcılık konusundaki kuşkuların tamamiyle giderilmesi zorunludur.
Somut olayda; bankaya nüfus cüzdan fotokopisinin sunulduğu anlaşılmaktadır. Fotokopi üzerinde “aslının görüldüğüne, aslı gibi” olduğuna ilişkin banka görevlisinin onayı bulunmamaktadır. Fotokopiye göre nüfus cüzdanının (T.C. Kimlik No:) bölümünde kimlik numarası yazmayıp (——) şeklinde işaretler bulun- maktadır. Fotoğrafın yapıştırıldığı bölümde yer alan cizgiler gözükmeyip alt kısımdaki cüzdan nosuna yaklaşılması nedeniyle ilgili bölümden taştığı görülmektedir. Bu hususlar mahkemece gerekçeli kararda irdelenmemiş, fotokopi konusu cüzdanın kaybolan cüzdan olup olmadığı, nüfus idaresince verilip verilmediği, fotoğrafın sonradan değiştirilip değiştirilmediği veya nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak üretilip üretilmediği araştırılmamıştır. İdarece verilen ve fotoğrafı farkedilemeyecek şekilde değiştirilen nüfus cüzdanının aldatıcı nitelikte olacağı da gözetilerek gerekli araştırmaların yapılmaması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğinden, 1 nolu onama kararına iştirak edilmemiştir. 03.06.2015