Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2015/1879 E. 2015/21643 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1879
KARAR NO : 2015/21643
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

Tebliğname No : 4 – 2014/33897
MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/10/2013
NUMARASI : 2012/342 (E) ve 2013/373 (K)
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın, katılan ile hisseli olan taşınmaza, fiili taksim olduğu halde kendi hissesini taşacak şekilde tecavüz ettiğinin anlaşılması karşısında, atılı suçun oluştuğu gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 17.09.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık N.. T.. hakkında, hakkı olmayan yere tecavüz, tehdit ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 106/1-1. cümle, 125/1, 154/1, 167/2. maddelerinden cezalandırılması için dava açılmıştır.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda sanığın üç suçtan da beraatine karar verilmiştir.
Mahkemenin beraate ilişkin kararı süresi içerisinde katılan A.. K.. tarafından, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan hüküm yönünden temyiz edilmiştir.
Sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan beraat hükmünün onanması gerekirken bozulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;

Mahkemece karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, suça konu taşınmazın hisseli olarak katılan Ayşe ve sanık Nizamettin ile dava dışı üçüncü şahıslar adına tapuya kayıtlı olduğu, dava konusu hisseli taşınmazın kullanımı konusunda müşterek malikler arasında fiili bir taksim anlaşmasının bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ile katılan arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde bulunması nedeniyle suçun yasal un- surları itibariyle oluşmayacağı ve Mahkemece verilen beraat kararının hukuken doğru olduğu anlaşılmakla onanması yerine, yazılı gerekçe ile sanığın cezalandırılması gerek- tiğine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 17.09.2015