Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2015/8713 E. 2015/21450 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/8713
KARAR NO : 2015/21450
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Parada sahtecilik
HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Sanık … hakkında kurulan hükümlerin ve sanık …hakkında 19.08.2013 tarihli eylemi nedeniyle kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık ….’in ve sanık… müdafiinin, suçun sabit olmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin oybirliğiyle (ONANMASINA),
2- Sanık …hakkında 08.12.2012 tarihli eylemi nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde ise;
5237 sayılı TCK.nun 197/1. madde ve fıkrasında memlekette veya ya- bancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişinin cezalandırılacağı hükme bağ- lanmıştır.
Tedavül; sahte para veya paraya eşit sayılan değerlerin, mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesidir. Failin asıl amacı sahte olan değerleri pi- yasaya sürmek ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaktır. Sahte paranın başka bir kişinin egemenlik alanına girmesiyle tedavüle koyma suçu tamamlanmaktadır. Failin icra ha- reketlerini tamamlamasına rağmen sahte paranın başkasının egemenlik sahasına gir- memesi durumunda ise tedavüle koyma suçu teşebbüs aşamasında kalmakta fakat dola- şıma koymak için bilerek bulundurma suçu oluşmaktadır.
Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, “tedavüle koymak” fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzen- lenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara ver- mesi, yakalanması veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
Somut olayda; UYAP sorgusundan sanık hakkında işlediği iddia olunan parada sahtecilik suçundan 29.09.2012 tarihli eyleminden dolayı 25.01.2013 tarihli iddianameyle Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/94 esas sayılı dosyasında dava açıldığının anlaşılması, bu eyleminden dolayı yakalanamadan temyiz incelemesine konu 08.12.2012 tarihli eylemi gerçekleştirdiğinin iddia olunmasının ve söz konusu davaya konu eylem ile inceleme konusu olaya ilişkin suç tarihi arasındaki zaman farkının da kısalığı karşısında, sanığın mükerrer cezalandırılmasının önlenmesi bakımından sanık hakkında açılan davanın akıbeti araştırılarak mümkün olduğunda birleştirilmesi, aksi halde incelenerek dosya içerisine alınıp bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZUL- MASINA), 14.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.