YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/2963
KARAR NO : 2018/14004
KARAR TARİHİ : 10.12.2018
İftira suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267/1, 62, 50/1…a ve 52/2. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2017 tarihli ve 2016/248 esas, 2017/464 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04.12.2012 tarihli ve 2010/7232 esas, 2012/20952 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, hakkında yakalama kararı olduğu için gerçek kimlik bilgilerini gizlemek isteyen sanığa kolluk kuvvetlerinin kimliğini sorması üzerine, sanığın kolluk kuvvetlerine kardeşi olan Murat Aksu’ya ait kimliği ibraz etmekten ibaret eyleminin iftira suçunu değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen “gerçek kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak” kabahatini oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.02.2018 gün ve 2017…11991 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2018 gün ve KYB/2018…11252 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nun 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda; uygulama yapan kolluk görevlilerince yolda yürürken şüpheli hareketleri nedeniyle durdurulan hükümlüden kimlik istenilmesi üzerine, hükümlünün nüfus cüzdanını kaybettiğini beyan edip, kendisini mağdur olarak tanıtarak mağdura ait nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak kimlikteki fotoğrafın hükümlüye benzemediğinin görülmesi üzerine hükümlüye kimlik bilgileri tekrar sorulunca kendi kimlik bilgilerini verdiği ve tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği olayda, hükümlü hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nun 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçun unsurlarının oluşmadığı, hükümlünün eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğunun gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.09.2017 tarih, 2016/248 esas, 2017/464 karar sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümlünün eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 40/1. maddesi uyarınca 105 TL İDARİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 10.12.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.