YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/13518
KARAR NO : 2020/18096
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise, TCK.nın 206. maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği, bu kapsamda somut olay incelendiğinde;
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre devriye gezen polis memurlarınca suça sürüklenen çocuktan kimlik istenildiği, suça sürüklenen çocuğun hakkında yakalama emri bulunduğundan şüphelenmesi nedeniyle mağdur abisi …’ın kimlik bilgilerini verdiği verilen kimlik bilgilerine göre yapılan GBT kaydında mağdurun basit yaralama suçundan arandığının anlaşılması ve hastaneden doktor raporu alınması sonrasında, suça sürüklenen çocuğun kendi kimlik bilgilerini verdiği ve 25 Aralık Devlet Hastanesinden alınan genel adli muayene raporunun mağdur …’ın kimlik bilgisiyle düzenlendiği anlaşılan olayda suça sürüklenen çocuğun eyleminin suç soruşturmasından kurtulmak için yalan beyanda bulunmadığı anlaşıldığından TCK’nın 268. maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı, aynı yasanın 206/1. madde ve fıkrasında düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu; ancak suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurup 18 yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e ve 66/2. maddelerinde belirlenen 5 yıl 4 aylık asli dava zamanaşımı süresinin, zamanaşımını kesen son usuli işlem olan 30.04.2015 tarihli mahkumiyet tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e, 66/2 ve CMK.nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, 09.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.