Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2019/15139 E. 2020/18267 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/15139
KARAR NO : 2020/18267
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde,
Tekerrüre esas alınan TCK.nın 141/1. madde ve fıkrasında düzenlenen hırsızlık suçunun 6763 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle hırsızlık suçuna ilişkin davanın uzlaşma sonucu düşürülmesine karar verilmesi halinde, bu hususta mahkemesince yeniden karar alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın bir nedene dayanmayan temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde ise,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/8-249 esas, 2019/499 karar sayılı kararında ayrıntıları ile açıklandığı üzere, iftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir. TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile TCK’nın 268. maddesindeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin TCK’nın 268. maddesindeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde TCK’nın 206. maddesinin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında; olay günü sanık …’in kullanımındaki motosikletin arkasında oturan sanık …’ın katılan …’ya tokat atması nedeniyle, kasten yaralama suçundan sanık … ve kimlik bilgileri kullanılan mağdur … hakkında dava açıldığı, bir başka soruşturma evrakında sanık …’in gerçek kimlik bilgilerinin tespit edilmesi üzerine sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dava açıldığı ve kasten yaralama dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yargılama sonunda sanık …’ın kasten yaralama suçundan mahkumiyetine,katılan sanık …’in beraatine ve sanık …’in yaralama suçuna iştiraki olmadığı kanaati ile sanık hakkında yaralama suçundan suç duyurusunda bulunulmasına yer olmadığına karar verilmesi karşısında, sanık hakkında ”işlediği bir suç” tan söz edilemeyeceğinden eyleminin TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.