Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/11390 E. 2023/426 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11390
KARAR NO : 2023/426
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun ) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 sayılı Kanun) 170 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/481 Esas, 2016/3 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 170 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; olayın oluş şekli, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrar içeren beyanları, olay yerinde yapılan tespitler, sanığın kastının yoğunluğunun ailesinin malına zarar vermek olması, genel güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik bir kastının bulunmaması gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kalan “yakarak mala zarar verme” olarak vasıflandırılarak, mağdur ve sanığın anne-… olması nedeni ile aynı Kanun’un 167 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi gereği ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yanlış vasıflandırma ile yazılı şekilde cezaya hükmedilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın mağdurun oğlu olduğu, olay günü sanığın mağdurla tartıştığı buna sinirlenen sanığın mağdurun evinde yangın çıkartarak … giriş kapısı balkon önündeki koltuk kanepenin tamamen, … holünün bir kısmı ile elektrik kabloları ve su borusunun yandığı ve ayrıca yan komşuların çatı serpeneklerinin de yandığı iddiasına ilişkindir.
2. 14.10.2015 tarihli itfaiye yangın tutanağında, … giriş kapısı balkon önündeki koltuk kanepenin tamamen yandığı, elektrik kabloları ve su borusunun yandığı, yan komşuların çatı serpeneklerinin yandığı tespit edilmiştir.
3. 14.10.2015 tarihli olay yeri inceleme raporu formunda, ikamet … kapısına göre karşıda … kısmında bulunan eşyaların yanmış olduğu, … giriş kapısına göre sağ tarafta bulunan … katlı betonarme binanın holünün bir kısmının yanmış olduğu tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Oluşa, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrarına, mağdurun soruşturma aşamasındaki beyanına, 14.10.2015 tarihli itfaiye yangın tutanağı ve olay yeri inceleme raporu formuna ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın, annesi olan mağdurla tartışması sonucu sinirlenerek mağdurun evinde yangın çıkartmak suretiyle mağdurun evine zarar verdiği ayrıca yan komşuların çatı serpeneklerinin de yanmasına neden olduğu olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 151 … maddesinin birinci fıkrasında ve 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen yakarak mala zarar verme suçu ile 170 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturacağı ancak sanığın aynı Kanun’un 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren fiil olan yakarak mala zarar verme suçundan cezalandırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, sanığın mağdurun oğlu olduğu ve annesi mağdura yönelik eylemi nedeniyle aynı Kanun’un 167 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca cezaya

hükmolunamayacağından ilk derece mahkemesinin sanık hakkında yazılı şekilde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkûmiyet hükmü kurmasında bir isabetsizlik bulunmadığından Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddenin (d) bendinde yer … “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği hüküm bozulmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/481 Esas, 2016/3 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2023 tarihinde karar verildi.