YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14006
KARAR NO : 2023/6382
KARAR TARİHİ : 20.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/618 (E) ve 2016/79 (K)
SUÇLAR :İftira ve iftira nedeniyle mağdurun göz altına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Adana Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 2 kez 3 ay 33 gün hapis cezasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 kez 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, mağdurların şikayetçi olmadığına ve dinlenmesi gerektiğine, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin yerinde olmadığına, darp edildiği için haksız tahrik uygulanması gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın 21.05.2015 tarihinde emniyete müracaat ederek, akrabaları olan mağdur … ve … ile birlikte …’ın evinin çatı kısmında alkol almaya başladıklarını, evvelden karıştıkları başka bir suç soruşturması nedeniyle aralarında tartışma çıktığını, mağdurların kendisini darp etmeye başladıklarını, evin içerisinde kapıyı üzerine kilitlediklerini, darp ettikten sonra banyoya sürükleyip hortum ile boğazına su kaçırdıklarını, elinden yaralandığını, kendisini darp etmeye devam ettiklerini ve arka cebinde bulunan 100 TL parasını ve Samsung marka telefonunu aldıklarını bu nedenle mağdurlardan şikayetçi olduğu, mağdurların Adana 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22.05.2015 tarih ve 2015/413 sorgu sayılı kararı ile bir gün süre tutuklu kaldıkları ve ardından sanığın 5 gün sonra verdiği ifadede önceki iddialarını geri aldığını, mağdurlardan intikam amacıyla şikayetçi olduğunu beyan etmesi üzerine sanığın iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Sanık hakkında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, sağ el parmak bilekte sıyrıklar, sağ ön kol ve dirsekte abrozyon, periatal bölgede ekimoz ve ödem olup yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği tespit edilmiştir.
3. Mağdurlar Adana 4. Sulh Ceza Hakimliği’nin 22.05.2015 tarihli kararı ile tutuklanmışlardır.
4. Sanık 26.05.2015 tarihli ifadesinde, önceki beyanlarının doğru olmadığını, aslında kendisinin hürriyetini tahdit ettiklerini parasını ve telefonunu almadıklarını, fazla alkol alıp taşkınlık çıkarması nedeniyle tokat atan mağdur …’dan ve diğer mağdur …’e sinirlendiği için intikam almak amacıyla ifade verdiğini, elinde meydana gelen kesiğin olay günü banyonun aynasına yumruk atmak suretiyle meydana geldiğini beyan etti.
5. Adana 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 02.06.2015 tarihli kararıyla mağdurlar tahliye edilmişlerdir.
IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. İhbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına veya beraat hükmü kurulması sanık açısından iftira suçunun oluşması için yeterli değildir.
2. Somut olayda sanığın 21.05.2015 tarihinde kollukta alınan ilk ifadesinde, 17.05.2015 tarihinde kuzeni olan mağdur …’ın aracında ruhsatsız tabanca ve uyuşturucu madde ele geçmesi nedeniyle yapılan soruşturmadan ötürü mağdurlara” sizin yüzünüzden bana ait dedim, cezayı çekmek istemiyorum ifademi bozacağım” demesi üzerine çıkan tartışma sonucunda kendisini evin içerisine alıp darp ettiklerini, ağzına hortumu sokup boğazına su kaçırdıklarını, elinden yaralandığını ayrıca yüzüstü yatırarak telefonunu aldıklarını beyanla mağdurlardan şikayetçi olmuştur. Bu kapsamda sanık hakkında alınan 22.05.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda, sağ el parmak ve bileğinde sıyrıklar, sağ ön kol ve dirsekte abrazyonlar, sağ ve sol periatal bölgede ekimoz ve ödem tespit edilerek yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği belirtilmiştir. Sanığın ayrıntı vererek anlattığı iddiaların 5 gün sonra verdiği ifade ile önceki iddialarını geri alması ile gerçek dışı olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu beyanlarının öz abisi ve kuzeni olan dosya mağdurlarını cezadan kurtarmaya yönelik, baskı ile verilmiş olma ihtimali de bulunması nedeniyle, şikayetin maddi vakılara dayandığının kabulü ile 2709 sayılı T.C. Anayasa’sının 74 üncü maddesinde yer alan anayasal şikayet ve dilekçe verme hakkı kapsamında kalan başvurusu nedeniyle sanık hakkında iftira ve iftira nedeniyle mağdurların gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma suçlarından, unsurları itibariyle oluşmadıkları gözetilmeden, her iki suçtan yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi hukuka uygun görülmemiştir.
Kabule göre ise;
3. İftira suçunun tek fiil ile birden fazla kişiye karşı işlediği kabul edilen sanık hakkında tayin edilecek temel cezanın, 5237 sayılı kanunun 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla 43 üncü maddesi birinci fıkrası uyarınca artırılması gerekirken, iki kez cezalandırılması,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2015/618 Esas 2016/79 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde karar verildi.