YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4792
KARAR NO : 2020/18338
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İddianamedeki anlatımda açıkça, olay yerinden elde edilen bir kısım delillerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaştırılmadığının belirtilmesi karşısında; TCK.nın 281/1-2. maddesindeki suça yönelik olay anlatımının yapılıp, mahkemesince de ek savunma verilmiş olmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın suçun sübutuna, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11/11/2020 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(KD)
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan TCK.nın 281/1-2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin hükmün onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
1-Sanık … ile inceleme dışı sanık … hakkında düzenlenen 12.10.2011 tarihli iddianamede 17.04.2007 tarihinde meydana gelen adam öldürme olayı ile ilgili olarak, olay yeri inceleme tim komutanı olan inceleme dışı sanık …’ın el koyduğu bir kısım deliller savunmalarına göre sanık …’a verdiği, sanık …’ında suçlamaya kabul etmediği ve delilleri teslim almadığı yönünde savunmada bulunduğu belirtildikten sonra “Her halükarda olay yerinde elde edilen bir kısım delillerin Cumhuriyet Başsavcılığımıza ulaştırılmadığının açık olduğu, buna göre şüphelilerin ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun işlemiş oldukları anlaşılmakla..” şeklindeki açıklamayla sanığın görevi ihmal suçundan TCK 257/2 maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkemece sanığa ek savunma hakkı tanınmak suretiyle suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan hüküm kurulmuştur.
TCK.nın 281. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için madde gerekçesinde de açıklandığı üzere gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla bir suçun delillerinin gizlenmesi, değiştirilmesi veya bozulması ve yok edilmesi gerekmektedir.
İddianamedeki anlatım göz önüne alındığında TCK.nın 281. maddesinde düzenlenen suça ilişkin bir anlatım bulunmadığı görülmektedir.
CMK.nın 225. maddesi “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” hükmünü içermektedir.
İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması ve dava konusu olmayan fiilden yargılama yapılması ve hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturur.
İddianamede belirtilen ve kapsamı belirlenen olayın dışına çıkılarak ek savunma hakkı tanınarak hüküm kurulması mümkün ve yasal değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun duraksamaya yer vermeyen kararlarına göre, bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi, o olay hakkında dava açıldığını göstermez.
İddianamede dava konusu yapılan fiilin başka bir olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir.
Somut olayda da, sanık hakkında düzenlenen iddianamede TCK.nın 281. maddesinde tanımı yapılan suça ilişkin bir anlatım bulunmadığı anlaşıldığından sanığa CMK.nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınarak hüküm kurulması CMK.nın 225. maddesine açık aykırılık oluşturmamaktadır.
2-Dosya mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde de 17.04.2007 tarihinde meydana gelen adam öldürme olayı nedeniyle sanığın asayiş tim komutanı olarak olay yerine giderek olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile eki krokiyi düzenlediği, olay yerinde ki delillerin elde edilme işinin ise inceleme dışı sanık … tarafından yapıldığı görülmektedir.
Nitekim, … Jandarma Merkez Komutanlığının 05.06.2016 tarih ve ASYŞ-165 sayılı yazılarında da, olay yerinde elde edilen delil ve bulguların toplanmasının yönerge gereği olay yeri inceleme birimine ait olduğu ve olay yeri inceleme timi tarafından toplanan delillerin ya doğrudan yazı, teslim ve tesellüm belgesiyle Cumhuriyet Savcılığına ya da Cumhuriyet Savcılığına gönderilmek üzere AYNI USULLE Merkez J.Kuv.K.lığında görevli personele teslim edilmesi gerektiği, OLAY YERİ İNCELEME TİMİ TARAFINDAN TANZİM EDİLEN İNCELEME RAPORUNDA BU DELİLLERİN TESLİM EDİLDİĞİNİN SADECE BEYANLARA DAYANDIRILMASI HUKUKEN RESMİYETİN KAZANDIRILMASI ANLAMINA GELMEDİĞİ açıkça belirtilmiştir.
İnceleme dışı diğer sanık … tarafından TEK İMZA ile düzenlenen ve sanık …’ın imzası bulunmayan OLAY YERİ İNCELEME RAPORUNDA delillerin sanığa teslim edildiği belirtilmiş ise de suç delillerinin sanığa teslimine dair bir tutanak veya belge bulunmamaktadır.
Hatay Merkez Jandarma Komutanlığının yukarıda tarih ve sayısı belirtilen yazısında da ifade edildiği üzere delillerin tesliminin imza karşılığı olacağının anlaşılması karşısında diğer sanık …’ın tek imza ile düzenlediği ve delillerin sanık … teslimine ilişkin olay yeri inceleme raporunun hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Yerel mahkemece somut deliller gözardı edilerek oluşa ve dosya kapsamı ile örtüşmeyecek “…. Delillerin akıbetini sormamasının, bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanığın delilleri kaybettiğinin kabul edilmesi gerektiği KANAATİNE VARILMIŞ” şeklindeki yasal olmayan ve aynı zamanda tahmin ve varsayıma dayalı gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanan ve süregelen bir çok kararında vurgulandığı üzere ceza yargılamasının en önemli ilkelerinde biri “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispatına bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Yüksek bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir.
Somut olayda, olay yeri inceleme timi görevlisi olan inceleme dışı sanık … tarafından elde edilen olaya ilişkin suç delillerinin sanık …’a teslim edildiğine ve sanığında bu suç delillerini gizlediğine veya yok ettiğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından yerel mahkeme mahkumiyet hükmünün bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 11.11.2020