YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4815
KARAR NO : 2021/20958
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
İhbarname No : KYB – 2020/59194
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma ve kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/01/2020 tarihli ve 2020/3687 soruşturma, 2020/1294 esas, 2020/866 sayılı iddianamenin iadesine dair Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2020 tarihli ve 2020/58 sayılı iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/03/2020 tarihli ve 2020/136 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12/10/2017 tarihli 2017/9245 esas, 2017/11267 karar sayılı ilamında “…Sanığın tek olan fiilinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” ve “infaz kurumuna uyuşturucu madde sokma” suçlarını oluşturduğu; TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde infaz kurumuna yasak eşya sokma suçunu oluşturan eşyanın temin edilmesi veya bulundurulmasının ayrı bir suç oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek cezanın yarı oranında artırılacağının öngörülmesi karşısında…” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda; sanığın cezaevinde bulunan başka bir hükümlüden uyuşturucu madde aldığı, uyuşturucu maddeyi kullandıktan sonra üst aramasında uyuşturucu maddenin arta kalan kısmının infaz koruma memurlarınca bulunduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 297/1-2. cümlesinde “…Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikrî içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır…” hükmü uyarınca infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu oluşturduğu, ayrıca kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararı verilmesine gerek olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 02.07.2020 gün ve 2020/8137 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2020 gün ve KYB/2020-59194 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK.nın 170/1. maddesinde soruşturma evresinin sonunda toplanan kanıtlardan suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşuyorsa Cumhuriyet Savcısının iddianameyi düzenleyeceği belirtilmiş, aynı Yasanın 174. maddesinde ise; “Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170’nci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde ön ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet Savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez” düzenlemesi hüküm altına alınarak iddianamenin iade süreci ve hangi durumlarda iddianamenin iade edileceği belirtilmiştir. Şüphelinin ifadesinin alınmaması bu maddede sayılan iade sebepleri arasında yer almamaktadır ancak, maddenin 1-b fıkrasında suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delilin toplanmaması iddianamenin iadesi sebebi olarak sayılmıştır.
Somut olayda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.01.2020 tarihli ve 2020/3687 soruşturma, 2020/1294 Esas, 2020/866 sayılı iddianame ile Şanlıurfa Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan şüphelinin suç tarihinde infaz koruma memurlarınca yapılan üst aramasında uyuşturucu madde ele geçirildiği iddiası ile 5237 sayılı TCK.nın 297/1, 191/1. ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile Şanlıurfa 7.Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, mahkemece “TCK’nın 191. maddesi yönünden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz üzerine Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine dair karar verildiği anlaşılmış ise de;
Sanığın tek olan fiilinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” ve “infaz kurumuna uyuşturucu madde sokma” suçlarını oluşturduğu; TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde infaz kurumuna yasak eşya sokma suçunu oluşturan eşyanın temin edilmesi veya bulundurulmasının ayrı bir suç oluşturması
halinde, fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek cezanın yarı oranında artırılacağının öngörülmesi karşısında; iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2020 gün, 2020/136 Değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine 16.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.