YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5006
KARAR NO : 2021/20700
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
İhbarname No : KYB – 2020/62832
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan şüpheliler Ahmet Şahin ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/10/2018 tarihli ve 2018/237 soruşturma, 2018/20753 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın o yer Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturma aşamasında elde edilen delillerin kamu davası açmaya yeterli olduğundan bahisle iade edilmesini müteakip, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/12/2018 tarihli ve 2018/237 soruşturma, 2018/11414 esas, 2018/10639 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda bahse konu olay ile ilgili olarak daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediği ve usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Gaziosmanpaşa 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/04/2019 tarihli ve 2019/9 esas, 2019/332 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Cumhuriyet Başsavcısının Cumhuriyet Savcısı üzerinde denetim ve gözetim yetkisinin bulunduğu hususunda kuşku bulunmadığı, bu yetkinin idarî görev kapsamı ile sınırlı bulunduğu ileri sürülebilir ise de, Cumhuriyet Başsavcılıklarının bir bütün olduğu ve Cumhuriyet Başsavcısının bu bütünlüğü koruyarak Başsavcılığın verimli ve düzenli çalışmasını sağlamakla mükellef olduğu, bu kapsamda Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kararın görüldü işlemini de yapmasının yetki ve görevleri arasında bulunduğu, ancak bu işlemin, Cumhuriyet Savcısının işlemlerinin Cumhuriyet Başsavcılığı adına tanzim edildiği ve her bir mahkeme karşısında tekil olarak Cumhuriyet Savcısının değil Cumhuriyet Başsavcılığının bir bütün olarak bulunduğu, dolayısıyla bu görüldü işleminin mahkemelerin veya hakimliklerin kararlarına karşı yapılan görüldü işlemlerinden ayrı ve bağımsız olarak Cumhuriyet Başsavcılığının bütünlüğü içerisinde gerçekleşen işlemden ibaret olduğu, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından görüldü yapılmak üzere gönderilen karar üzerinde yapacağı görüldü işlemi her ne kadar söz konusu kararın kurucu unsurlarından değil ise de, kararın görüldü yapılmadan kesinleşmesinin söz konusu olmadığı gibi esasen ortada henüz hukuk düzeninde doğmuş bir kararın da bulunmadığı, zira Cumhuriyet Başsavcılığı adına hukuk düzeninde doğacak olan kararın henüz Başsavcılığı temsil eden makam tarafından hukuk düzenine katılmadığı, Cumhuriyet Başsavcısının bu kapsamda Cumhuriyet Savcısının kararı üzerinde esasını değiştirmeye yetkili bir makam gibi red işlemi yapamayacağı ancak kararın esas sahibi Cumhuriyet Savcısının yeniden bir değerlendirme yapmasını sağlayabileceği, bu aşamada kararın niteliğinin değişmesi söz konusu olmadığı gibi yetkinin de halen Cumhuriyet Savcısında bulunduğu,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20/11/2017 tarihli ve 2018/3667 esas, 2018/6665 karar sayılı ilamında yer alan “…Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararın görüldü işlemini de yapmasının yetki ve görevleri arasında bulunduğu, ancak bu işlemin, Cumhuriyet savcısının işlemlerinin Cumhuriyet başsavcılığı adına tanzim edildiği ve her bir mahkeme karşısında tekil olarak Cumhuriyet Savcısının değil Cumhuriyet Başsavcılığının bir bütün olarak bulunduğu, dolayısıyla bu görüldü işleminin mahkemelerin veya hakimliklerin kararlarına karşı yapılan görüldü işlemlerinden ayrı ve bağımsız olarak Cumhuriyet başsavcılığının bütünlüğü içerisinde gerçekleşen işlemden ibaret olduğu,… kararın görüldü yapılmadan kesinleşmesinin söz konusu olmadığı gibi esasen ortada henüz hukuk düzeninde doğmuş bir kararın da bulunmadığı, zira Cumhuriyet başsavcılığı adına hukuk düzeninde doğacak olan kararın henüz Başsavcılığı temsil eden makam tarafından hukuk düzenine katılmadığı, Cumhuriyet başsavcısının bu kapsamda Cumhuriyet savcısının kararı üzerinde esasını değiştirmeye yetkili bir makam gibi ret işlemi yapamayacağı ancak kararın esas sahibi Cumhuriyet savcısının yeniden bir değerlendirme yapmasını sağlayabileceği, bu aşamada kararın niteliğinin değişmesi söz konusu olmadığı gibi yetkinin de halen Cumhuriyet savcısında bulunduğu değerlendirilmekle;…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre; Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra, o yer Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturma aşamasında elde edilen delillerin kamu davası açmaya yeterli olduğundan bahisle iade edilmesini müteakip, ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından yeniden iddianame düzenlendiği, her ne kadar Mahkemece daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediği ve usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, görüldü işlemi sırasında Cumhuriyet Başsavcısının gerekçesi ile birlikte yeniden değerlendirmek üzere dosyayı iade yetkisinin bulunduğu ancak bu yetkinin elbette ki hukuki değerlendirmeye yönelik olamayacağı ancak hukuk düzeninde var olacak evrakın da Cumhuriyet Başsavcılığı adına düzenlenmiş olacağının da gözetilmesi gerektiği, dolayısı ile ortada henüz tamamlanmış bir karardan söz edilemeyeceği gibi anılan kararın görüldü ve imza aşamasının bu şekilde kalması durumunda da taraflara tebliğe çıkarılmasının mümkün olmadığı; kaldı ki kararın şüpheliye tebliğ edilmediğinden kovuşturmaya yer olmadığı kararının da kesinleşmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/2.maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda Mahkemesince, yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.07.2020 gün ve 2020/6518 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2020 gün ve KYB/2020- 62832 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan sanıklar Ahmet Şahin ve … hakkında yapılan soruşturma neticesinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda Cumhuriyet Savcısı İdris Mehmet Kurt tarafından verilen 26.10.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturma aşamasında elde edilen delillerin kamu davası açmaya yeterli olduğundan bahisle 31.10.2018 tarihinde iade edildiği, bunun üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenerek 12.12.2018 tarihinde kamu davası açıldığı, Gaziosmanpaşa 19. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda bu aşamada usulüne uygun bir dava açıldığından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden 07.05.2019 tarihinde kesinleştiği olayda;
Cumhuriyet Başsavcısının Cumhuriyet Savcısı üzerinde denetim ve gözetim yetkisinin bulunduğu hususunda kuşku bulunmadığı, bu yetkinin İdarî görev kapsamı ile sınırlı bulunduğu ileri sürülebilir ise de, Cumhuriyet Başsavcılıklarının bir bütün olduğu ve Cumhuriyet Başsavcısının bu bütünlüğü koruyarak Başsavcılığın verimli ve düzenli çalışmasını sağlamakla mükellef olduğu, bu kapsamda Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kararın görüldü işlemini de yapmasının yetki ve görevleri arasında bulunduğu, ancak bu işlemin, Cumhuriyet Savcısının işlemlerinin Cumhuriyet Başsavcılığı adına tanzim edildiği ve her bir mahkeme karşısında tekil olarak Cumhuriyet Savcısının değil Cumhuriyet Başsavcılığının bir bütün olarak bulunduğu, dolayısıyla bu görüldü işleminin mahkemelerin veya hakimliklerin kararlanna karşı yapılan görüldü işlemlerinden ayrı ve bağımsız olarak Cumhuriyet Başsavcılığının bütünlüğü içerisinde gerçekleşen işlemden ibaret olduğu, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından görüldü yapılmak üzere gönderilen karar üzerinde yapacağı görüldü işlemi her ne kadar söz konusu kararın kurucu unsurlarından değil ise de, kararın görüldü yapılmadan kesinleşmesinin söz konusu olmadığı gibi esasen ortada henüz hukuk düzeninde doğmuş bir kararın da bulunmadığı, zira Cumhuriyet Başsavcılığı adına hukuk düzeninde doğacak olan kararın henüz Başsavcılığı temsil eden makam tarafından hukuk düzenine katılmadığı, Cumhuriyet Başsavcısının bu kapsamda Cumhuriyet Savcısının kararı üzerinde esasını değiştirmeye yetkili bir makam gibi red işlemi yapamayacağı ancak kararın esas sahibi Cumhuriyet Savcısının yeniden bir değerlendirme yapmasını sağlayabileceği, bu aşamada kararın niteliğinin değişmesi söz konusu olmadığı gibi yetkinin de halen Cumhuriyet Savcısında bulunduğu,
Cumhuriyet Savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturma aşamasında elde edilen delillerin kamu davası açmaya yeterli olduğundan bahisle iade edilmesini müteakip, ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından yeniden iddianame düzenlendiği, her ne kadar Mahkemece daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediği ve usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, görüldü işlemi sırasında Cumhuriyet Başsavcısının gerekçesi ile birlikte yeniden değerlendirmek üzere dosyayı iade yetkisinin bulunduğu ancak bu yetkinin elbette ki hukuki değerlendirmeye yönelik olamayacağı ancak hukuk düzeninde var olacak evrakın da Cumhuriyet Başsavcılığı adına düzenlenmiş olacağının da gözetilmesi gerektiği, dolayısı ile ortada henüz tamamlanmış bir kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardan söz edilemeyeceği gibi anılan kararın görüldü ve imza aşamasının bu şekilde kalması durumunda da taraflara tebliğe çıkarılmasının mümkün olmadığı; kaldı ki kararın şüpheliye tebliğ edilmediğinden kovuşturmaya yer olmadığı kararının da kesinleşmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu bu durumda mahkemesince yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Gaziosmanpaşa 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2019 tarihli ve 2019/9 Esas, 2019/332 sayılı Kararının CMK.nın 309/4-a. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıma TEVDİİNE, 10.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.