YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7093
KARAR NO : 2023/2105
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2015 tarihli ve 2015/18566 Soruşturma, 2015/21181 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a aykırılık suçundan, aynı Kanun’un 12 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca dava açılmıştır.
2. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/178 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 13 üncü maddesinin birinci
fıkrası delaletiyle ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis ve 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 54 üncü maddesi gereği suç konusu eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1. Sanığa ait evin anahtarının kardeşlerinde de bulunduğu ve bu hususun diğer kardeş … tarafından da doğrulandığı halde parmak izi incelemesi yapılmadan eksik soruşturma ile hüküm kurulduğuna,
2. Ele geçen silahlar ile ilgili yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğuna,
3. Sanık hakkında soyut gerekçeler ile takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına,
4. Haksız yere alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığa ait ikamette, bir kısmı nitelikleri bakımından vahim olmak üzere 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ateşli silah ve fişeklerinin bulunmasına ilişkindir.
2. Sanığın, H.L. isimli şahıstan kaçak silah alıp kız kardeşi H.Y.’nin evinde depolayıp satışını yaptığına dair ihbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Mahkeme kararı ile ihbarda adı geçen H.L. ve H.Y. isimli şahısların adreslerinde yapılan aramalarda herhangi bir suç unsurunun ele geçirilemediği, sanığa ait Pozantı’da bulunan adresinde bir kısım silah, av tüfeği ve fişekler, Çukurova’da bulunan adresinde ise 56 adet av tüfeğinin ele geçirildiği belirlenmiştir.
3. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.05.2015 tarihli ve ADN-BLS-15-03706 sayılı raporu ile sanığın Dağdibi *** *** Pozantı / Adana adresinde ele geçen;
– B14706 ve B-22291 numaralı ses ve gaz fişeği atan iki adet tabancanın teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli hale dönüştürüldüklerini gösterir herhangi bir emare bulunmadığı, atışlarına mani herhangi bir arızalarının olmadığı, yapılan deneme ve mukayese atışlarında çaplarına uygun ses ve gaz fişeklerini normal patlattıkları, ayrıca namlularının içerisinde bulunan gaz ayırıcısının imal durumu (halka şeklinde ortasında dairesel boşluk bulunması) nedeniyle çaplarına uygun özel olarak imal edilmiş (ucunda metal bilye veya kurşun parçası takılı) yasak nitelikteki fişekleri atabilecek durumda oldukları, söz konusu tabancaların çaplarına uygun özel olarak imal edilmiş yasak nitelikteki fişekleri de atabilecek durumda olması sebebiyle 6136 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
– Numarasız, 22 kalibre long rifle tipi fişek atan, İtalya yapımı, FRANCHI marka, sabit dipçikli, yivli setli namlusu bulunan, üzerinde dürbün tertibatı mevcut olan, yarı otomatik çalışma sistemine sahip tüfek ile numarasız, SAVAGE ARMS ibareli, üst üste çift namlulu, yivsiz alt namlusu, 36 numara av fişeği atan, yivli üst namlusu ise 22 kalibre fişek atan, sabit ağaç dipçikli, üstten kırma, açık horozlu tüfeğin yapılan muayenelerinde atışına mani mekanik herhangi bir arızalarının bulunmadığı, yapılan deneme ve mukayese atışlarında çaplarına ve tiplerine uygun fişekleri patlattıkları, bu itibarla tetkik konusu tüfeklerin 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olduğu, söz konusu tüfeklerin nitelikleri bakımından aynı Kanun’un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen silahlardan olduğu,
– Üzerinde herhangi bir ibare ve numara bulunmayan, yivsiz-setsiz namlusu bulunan, toplam 13,5 cm uzunluğunda, tek atışlı, kalem şeklinde dizayn edilmiş, 9 mm çapında ses ve gaz fişeği atan, 9 mm çapında özel olarak imal edilmiş fişekleri atabilen tabancanın atışına mani mekanik herhangi bir
arızasının olmadığı, 9 mm çapında ses fişeklerinin yanı sıra bu tür silahlarda kullanılmak üzere özel olarak imal edilmiş yasak niteliği haiz fişekleri de atabildiği, bu itibarla söz konusu tabancanın 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz olan ateşli silahlardan olarak değerlendirilmesi gerektiği,
– Toplamda 393 adet çeşitli çap ve tipte fişeğin, çaplarına uygun silah ile deneme atışlarında kullanıldığı ve normal olarak patladıkları, bu itibarla söz konusu fişeklerin 6136 sayılı Kanun kapsamına giren ateşli silah fişeklerinden olduğu, belirlenmiştir.
4. a. Sanık savunmasında, ihbarda adı geçen H.L. ile arkadaşlık dışında başka bir ilişkisinin olmadığını, Pozantı’daki adresindeki ele geçen iki adet tek kırma, iki adet havalı tüfek ile bir adet kuru sıkı tabancanın kendisine ait olduğunu, diğer silahların kendisine ait olmadığını, evde en son bir ay önce 10 gün süre ile kaldığını, tarla işleri ile uğraştığını, ikametinin anahtarının kendisi dışında kardeşleri Eyüp ve Veyis’te de bulunduğunu,
b. Sanığın kardeşi E.Ö., babasından kalan miras ile ilgili ağabeyleri olan sanık ile aralarında bir takım anlaşmazlıkların bulunduğunu, bu nedenle hukuk mahkemesinde görülen bir davalarının da bulunduğunu, 9 yıl önce köydeki evin anahtarının kendisinde de olduğunu, ancak aralarındaki anlaşmazlıktan sonra sanığın evin anahtarını kendisinden aldığını ve 2 yıl önce de evin anahtarını değiştirdiğini beyan ettiği,
c. Sanığın kardeşi V.Ö., anlaşmazlıktan dolayı ağabeyi ile 3 yıldır konuşmadığını, evin anahtarının kendisinde hiç bulunmadığını, 3 yıl önce de köydeki evin anahtarını değiştirdiğini bildiğini beyan ettiği,
Belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Suçun Sübütuna İlişkin Temyiz Sebeplerine Yönelik
Sanığın ikametine ait anahtarın kardeşlerinde de olduğuna dair savunmasına karşı kardeşleri E.Ö. ve V.Ö.’nün beyanları, taraflar arasında devam eden dava da bulunduğu dikkate alındığında bu durumun hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve sanığın ikametine söz konusu tabancaların E.Ö. ve V.Ö. tarafından konulmuş olabileceğine dair beyanda bulunan H.Y. hakkında da aynı suçtan soruşturma başlatıldığı ve delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği dikkate alındığında, kendisine ait ikamet içerisinde ele geçen suç konusu tabanca ve fişeklerin sanığa ait olduğu yönünde Mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B. Silahlara İlişkin Rapora Yönelik
Mahkemece temel cezaya ilişkin uygulama maddesinin, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.05.2015 tarihli ve ADN-BLS-15-03706 sayılı raporu ile nitelikleri bakımından 6136 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen silahlardan olduğu belirtilen iki adet tüfeğe ilişkin rapor sonucuna göre belirlendiğinden, sanık hakkında kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Cezanın Teşdiden Tayin Edilmesine Yönelik
a. İlgili Kanun Maddeleri
i) 6136 sayılı Kanun’un inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası;
“Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silâh veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
ii) 5237 sayılı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası; “(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
“
iii) 5237 sayılı Kanun’un “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
“Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
b. Yukarıda yazılı madde metinlerinde olduğu gibi, sanığın eylemine uyan 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suça ilişkin Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 3 ve 61 inci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca suçun kanuni tanımında öngörülen alt ve üst sınırlar dahilinde “suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, tehlikenin ağırlığı” nazara alınarak sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Takdiri İndirim Nedenlerine Yönelik
5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili ikinci fıkrası;
“… Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2012 tarihli ve 2011/4-77 Esas, 2012/4 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, “ceza hukukumuz, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin bir olayda var olup olmadığını ve nelerin cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenleri olarak kabul edilebileceği konularını, hâkimin mutlak takdirine bırakmış olup, nelerin bu kavrama gireceğini sınırlayıcı biçimde sayıp göstermeyerek ‘serbest takdir’ sistemini benimsemiştir. Serbest takdir sisteminde, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin varlığını kabul ve değerlendirme yetkisi, tamamen hâkime ait bir haktır. Takdir sübjektif bir değerlendirme olduğuna göre, bunu davayı yöneten hâkimden daha iyi bulup çıkaracak bir kimse olamaz. Zira suç, suçlu ve bununla ilgili her türlü delille, özellikle tanıklarla karşı karşıya olan, duruşmayı yönetmekle bunlarla doğrudan doğruya temas halinde bulunan hâkimin, ilgili davada cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin var olup olmadığını en iyi şekilde değerlendireceğinin kabulü gerektiği gibi, dosya kapsamına göre, makul olmayan veya yerinde kullanılmayan hâkimin bu husustaki takdir hakkının Yargıtay tarafından denetleneceği de kuşkusuzdur. Bu hak kullanılırken gösterilen gerekçenin makul olması, hukuk kurallarını zedelemeyecek, yasaların maksat ve amacına aykırı düşmeyecek, vicdanları rahatsız etmeyecek bir nitelik taşıması gerekir.”
Dava konusu olayda, “sanığın suçtan sonraki duruşmadaki davranış ve beyanları, geçmişi, cezanın olası etkisi” göz önünde bulundurularak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Diğer Yönlerden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/178 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2023 tarihinde karar verildi.