Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/802 E. 2022/5286 K. 29.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/802
KARAR NO : 2022/5286
KARAR TARİHİ : 29.03.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
1-Somut olayda; 14.05.2015 tarihinde şüphe üzerine durdurulan sanığın gerçek kimlik bilgilerini verdiği, 15.05.2015 tarihinde parmak izleri alınan sanık …’in parmak izleri üzerinde yapılan 15.05.2015 tarihli karşılaştırmada, 15.07.2014 tarihinde Antalya ilinde …’in parmak izleri ile aynı, kimlik bilgilerinin ise farklı olduğunun tespit edildiği, sanık hakkında 15.07.2014 tarihinde hırsızlık şüphesi ile yakalandığı sırada kardeşi olan …’in kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle 17.07.2014 tarihli iddianame ile Antalya 2. Çocuk Mahkemesinin 2014/386 Esas sayılı dosyasında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 01.12.2015 tarihinde mahkumiyet kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeden
22.12.2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın 14.05.2014 tarihinde şüphe üzerine durdurulduğunda kendisine ait kimlik bilgilerini verdiği, başkasına ait kimlik bilgilerini vermediği ve sanığın 14.05.2015 tarihinde suç şüphesi nedeni ile de yakalanmadığı anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Sanık hakkında TCK.nın 267/1. maddesi gereğince hapis cezası tayini sırasında uygulamanın yasal dayanağı olan ”TCK.nın 268/1. maddesi delaletiyle” ibaresinin yazılmaması suretiyle CMK.nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
b- Gerekçeli karar başlığında suç adının “Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” yerine “İftira” olarak yazılması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten en dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.03.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.