Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/8033 E. 2021/3355 K. 03.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8033
KARAR NO : 2021/3355
KARAR TARİHİ : 03.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
TCK.nın 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarih ve 2014/153 Karar sayılı kararı uyarınca bu beyan sonucunda düzenlenen imzalı ve tüm unsurları tamam olan bir belgenin bulunması gereklidir.Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.

Bu açıklamalar ışığında;oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; olay günü görevli trafik polis memurları tarafından yapılan alkollü sürücü trafik kontrolünde sanığın kullandığı kamyonetin durdurulduğu, sanıktan sürücü belgesini ibraz etmesi ve alkolmetreye üflemesi istendiği, sanığın alkolmetre ölçümü sonrası 0.23 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, kolluk görevlilerine de aynı araçta sağ ön yolcu koltuğunda oturan …’a ait sürücü belgesini verdiği,kolluk görevlilerince sanığın,sunulan sürücü belgesine göre … adına düzenlenen trafik idari para cezası karar tutanağı ve sürücü belgesi geri alma tutanağının imzalaması istenildiğinde sanığın arkadaşı olan Fethi’ye ait sürücü belgesini verdiğini belirterek kendi kimliğini ibraz ettiği ve kolluk görevlilerince düzenlenen tutanakları imzalamadan gerçek kimliğini beyan ettiği anlaşılan somut olayda; sanığın işlediği bir suç nedeni ile hakkında soruşturma yapılmadığı, ticari araçlar için belirlenen alkol promil sınırının üstünde araç kullanmanın suç teşkil eden bir fiil değil, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 48/5. maddesinde düzenlenen idari para cezasını gerektiren kabahat niteliğinde olduğu, dosya içerisindeki imzalı tüm tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği ve sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı, tutanakları gerçek kimlik bilgileri ile imzalayan sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. maddesinde düzenlenen ve idari yaptırımı gerektiren “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu, ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz incelemesine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının konusu eylemin oluşturduğu kabahatin zamanaşımına uğraması nedeniyle 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi gözetilerek “İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA”, 03.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.