YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12289
KARAR NO : 2021/17499
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Gereği görüşülüp düşünüldü:
SEGBİS aracılığıyla yüzüne karşı hüküm tefhim edilen suça sürüklenen çocuğa, kararın bulunduğu tutanağının bir örneğinin verilmemesi ve gerekçeli kararda kanun yolu bildirimine ilişkin CMK.nın 263. maddesine göre suça sürüklenen çocuğun bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi suretiyle yanıltılması nedeniyle suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
TCK.nın 268. maddesindeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde resmi evrakın düzenlenmesi halinde TCK’nın 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçunun şüphelisi olarak yakalanması üzerine hakkında soruşturmaya başlandığı sırada kimliğini katılan … olarak beyan ettiği; suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı ve bu suçtan beraat kararı verildiği ve beraat kararının 08.04.2016 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla; kesinleşen beraat kararı karşısında suça sürüklenen çocuğun “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp; olay tutanağı ve ifade tutanağı gibi belgelerin katılan ismiyle düzenlendiğinden suça sürüklenen çocuğun TCK.nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği anlaşılması karşısında;
Suç tarihi itibariyle 12 yaşını doldurup 15 yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuğun eyleminin yasa maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde belirlenen 6 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 04.08.2010’dan temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. ve CMK.nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, 13.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.