YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1238
KARAR NO : 2023/2048
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. HUKUKİ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iftira suçundan cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.
2. Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık suç işleme kasti ile hareket etmediğini, aralarında böyle bir sözleşme yapmadıklarını, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. …, Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, sanık … ile 28.02.2014 tarihinde bir sözleşme yaptıklarını, kendisine ait Doğan SLX marka aracı, onun sahibi olduğu Peugeot partner marka araç ile takas ettiklerini, kendilerinin Doğan marka aracın mülkiyetini devrettiğini, Peugeot marka aracı teslim aldıklarını ancak sonra bozulduğu için tamirhaneye bıraktığını, davalının aracı buradan alıp gittiğini, sözleşmenin edimlerini yerine getirmediğini belirterek, Doğan marka aracının trafik kaydının iptali ile adına tescilini, bu olmadığı takdirde bedeli olan 8.000,00 TL’nin kendisine iadesini istemiştir.
2. … bu mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde, aralarındaki takas sözleşmesinin sözlü olarak yapıldığını, kendi aracını vermesi karşılığında ayrıca 7.000,00 TL’lik bir ödeme yapmaları gerektiğini, tarafların bu ödemeyi yapmadıklarını, ayrıca çalışır vaziyette kendilerine teslim ettiği Peugeot marka aracı da hasarlı bir şekilde getirip tabirhaneye bıraktıklarını, tamir masrafının yaklaşık 4.000,00 TL olduğunu, 7.000,00 TL ve tamir masraflarını karşılamaları halinde aracı kendilerine devredeceğini belirtmiştir. Ayrıca davacının delil olarak sunduğu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, bundan kuşku duyduğunu, sözleşmenin anlaştıklarından farklı yazıldığını, hileli olarak 8.000,00 TL kendisinden istendiğini belirtmiştir. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına 10.04.2015 tarihinde müracaat ederek, sözleşmenin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda inceleme yapılmasını talep ederek … ve … hakkında şikayetçi olmuştur.
3. … beyanında, araçların takasına dair bir anlaşma yaptıklarını, kendi aracının 8.000,00 TL, karşı tarafın aracının 15.000,00 TL olduğu şeklinde anlaştıklarını, geri kalan 7.000,00 TL’yi de taksitli şekilde ödeyeceklerini ancak oğlu Aziz’in hapishaneye girdiğini, onu ziyarete gittiğinde bu konuyu konuştuklarını sinirlenip, üzerinde taşıdığı sözleşmeyi yırttığını, daha sonra pişman olup sözleşmeyi yerden alıp birleştirdiğini, sözleşmedeki imzanın …’ya ait olduğunu belirtmiştir.
4. Dosya içerisinde bulunan fotokopi belge incelendiğinde, yırtılma yerinin … yazısının kenarından …’nun imzasının olduğu bölümün üst kısmından yırtılmış olduğu görüldü.
5. Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda, söz konusu belgenin muhtelif yerlerinden yırtılmış vaziyette olduğu, arka yüzünden şeffaf bant ile yapıştırıldığı, sağ alt kısmından kopan parçanın halen mevcut olmadığı belirtildikten sonra, kağıttaki imzanın …’nun eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiştir. … imzasının olduğu parça ile diğer yazılı kısımlardaki kağıdının evsafının aynı olup olmadığı, imzalı kısmın sonradan oraya eklenip eklenmediği hususunda bir inceleme yapılmamıştır.
6. Sanık … ve … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, … hakkında iftira suçundan incelemeye konu bu dava açılmıştır.
7. … savunmasında; …’ın daha önce bir kaç kez kendi bürosunda kaldığını, oradaki evraklardan birini alıp üstünü doldurmuş olabileceğini, böyle bir sözleşme yapmadığı için altındaki imzanın kendisine ait olmadığını düşünerek şikayetçi olduğunu belirtmiştir.
IV. GEREKÇE
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, aksi halde şikayet ve beyanlar, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 74 üncü maddesinde yer alan anayasal şikayet ve dilekçe verme hakkı kapsamında kalıp iftira suçu oluşmayacaktır.
Sanık aralarındaki araba takasına dair sözlemeyi inkar etmemiş, şartlarını da katılanın ifade ettiği şekilde doğruladığı gibi, sadece aralarında buna dair yazılı bir sözleşme yapılmadığını israrla beyan etmiştir. Katılan tarafından sunulan sözleşme yırtılmış ve sonradan birleştirilmiştir. Sözleşmenin nasıl veya neden yırtıldığı hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılmamıştır. Elde bütünlügü korunmuş bir belge bulunmadığından, Anayasa’sının 74 üncü maddesinde yer alan anayasal şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kalan başvurusu nedeniyle sanığın, unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2016/359 Esas, 2016/662 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.