YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17991
KARAR NO : 2023/10311
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/823 Esas, 2014/292 Karar
SUÇ : Suç uydurma
KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN:Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.05.2014 tarihli kararı ile hükümlü hakkında
Suç uydurma suçundan 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin
12.06.2014 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 17.12.2020 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.11.2021 tarihli ve 2021/126874 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.11.2021 tarihli ve KYB- 2021/126874 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“….sanık ve babası olan diğer sanık …’ya ait ikametgahta arama yapılması üzerine, ruhsatsız silah ile çok sayıda merminin elde edilmesi üzerine Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/642 Esas sayılı dosyasında sanık ve babası hakkında açılan kamu davası sonunda, sanık hakkında suç üstlenme, babası hakkında ise 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkumiyet kararı verildiği, anılan kararın temyiz incelemesi sırasında, sanık …’nın 27/04/2011 tarihli beyanı ile bahsi geçen ceza almasına neden olan silahın çiftliğinde işçi olarak çalışan sanık …’a ait olduğunu, müracaat tarihinden yaklaşık 4 yıl önce …’a 3.500,00 Türk lirası değerinde inek sattığını, paranın bir kısmının peşin ödendiğini, …’un bu satım nedeniyle kendisine 1.500,00 Türk lirası borçlu kaldığını, çiftliğinde işe başladıktan sonra alacağına mahsuben …’un maaşından kesinti yapmak istediğini, …’un kendisine olan borcunu, 2007 yılında oğlu …’ya Clock marka tabanca vermek suretiyle ödediğini ifade ettiğini, sanık …’un, …’nın beyanı doğrultusunda ifade vererek …’ya olan borcuna karşılık babasından kalan tabancayı …’ya verdiğini iddia ettiği, sanık …’nın da ifadesinde …’un 2007 yılı 10. ayında Clock marka tabancayı kendisine getirdiğini, ineğin satışından kaynaklanan borcunu ödediği takdirde geri almak üzere kendisine bıraktığını ifade ettiği ve bu ifadelerin dilekçe ekinde temyiz incelemesine esas olmak üzere Yargıtay 2. Ceza Dairesine gönderildiği ancak inceleme sonunda anılan kararın onanarak kesinleştiği ve suçun sanığın babası tarafından işlendiğinin sabit olduğu; bu durumda sanık …’un, sanıklar … ve … ile beraber kurdukları mizansene uygun olarak yapılan anlaşma gereği suçu üstlendiğinin kabulü karşısında, sanık …’nın diğer sanık babası ile birlikte, …’u suç üstlenmeye azmettirdiği ve eyleminin suç üstlenme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde suç uydurma suçundan hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanunu’nun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, cezaevinde bulunan sanığa gerekçeli karar tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriği okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır.
4. Somut uyuşmazlıkta; karar tarihinde başka suçtan hükümlü olup yokluğunda verilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun’un 263 ncü maddesine göre sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı temyiz kanun yoluna başvurabileceğinin gösterilmemesi karşısında; kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında yanılgı oluşturulduğu ayrıca dosyada mevcut 04.06.2014 tarihli tebliğ belgesine göre, Beyşehir A Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlüye gerekçeli okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmediği, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu ve bu itibarla inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
5. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca temyiz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.