YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/309
KARAR NO : 2023/6636
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/197 E., 2016/99 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Başkale Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli kararı ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren ve teşdiden 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’in temyiz isteği;
1. Atılı suçu işlemediğine,
2. Cezalandırma yoluna gidilmesinin hukuki dayanağı bulunmadığına,
3. Kararın eksik inceleme araştırmayla verildiğine, inandırıcı ve yeterli delilin mevcut olmadığına,
4. Ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesine,
Vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanık …’in olay günü mağdure ile birlikte sanığın aracıyla annesinin rahatsızlığı nedeniyle gittikleri hastanenin bulunduğu il merkezinden köye döndükleri esnada sanığın aracı kullanılmayan taşlı bir yola doğru sürdüğü yolda mağdureye ”seni kaçırıyorum, seni seviyorum, seninle evlenmek istiyorum vs.”” dediği, mağdurenin araçtan inip kaçmasına rağmen mağdureyi iki defa yakalayıp aracın yanına geri getirip alıkoyduğu daha sonra olay yerine tanımadıkları üç kişinin gelip mağdureyi köye götürdüğü iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
1. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, mağdurenin … İlkokulu’nda öğretmen olduğu sanığın ise köy okullarına servis şoförlüğü yaptığı, olay günü sanığın eşi ve mağdurenin annesinin yanlarından ayrılmasıyla ilçeden köye sanık ile mağdurenin birlikte yola çıktıkları daha sonra sanığın aracı mağdurenin bilmediği kullanılmayan taşlı bir yola doğru sürdüğü, yolda giderken mağdureye “seni kaçırıyorum, ailenin de haberi var, herkesin haberi var, seni seviyorum, seninle evlenmek istiyorum” dediği, mağdure araçtan inip kaçmaya çalışmışsa da sanığın iki defa mağdureyi yakalayıp aracın yanına geri getirdiği, sonrasında olay yerine başka bir aracın gelip mağdureyi kurtarıp köye götürdüğü, mağdurenin köye geldiğinde bilgi alma tutanaklarıyla ifadelerine başvurulan bilgi sahiplerinden ağlayarak yardım istediği anlaşılan olayda sanığın üzerine atılı şuçu işlediği sabit görülmüş, bu nedenle sanığın sübuta ilişkin sanığın temyiz sebepleri reddedilmiş ise de;
2. Mağdurenin olay günü sanıkla birlikte köye gitmek için yola çıktığı fakat daha sonra sanığın aracı köy yolunun dışında kullanılmayan ve mağdurenin daha öncesinden bilmediği bir yola doğru sürdüğü, sanığın mağdureyi böyle bir yere getirmesinin 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında bulunan hile kapsamında kaldığı, olay yerinde mağdurenin kaçmasına rağmen sanığın mağdureyi iki defa yakalayarak zorla aracın yanına getirdiği olayda sanığın mağdureye karşı aynı şekilde 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kalan cebir unsurunu uyguladığı, sanığın suça konu eyleminin bütün olarak 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.