YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/347
KARAR NO : 2023/6724
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/121 E., 2016/532 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Gerede Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (f) bendi, 110 uncu maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli kararı ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası (f) bendi, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafinin temyiz isteği;
1.Mahkumiyet kararının yerinde olmadığına,
2.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3.Olayın mağdurenin rızası dahilinde ve konuşmak amacıyla gerçekleştiğine
Vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Dava konusu olay, sanık …’nin aralarında geçmişe dayalı gönül ilişkisi bulunan mağdureyi okul çıkışı kaçırarak, arkadaşına ait olduğunu söylediği eve götürmesi, burada mağdureyi yaklaşık 1 saat kadar tutması ve daha sonra mağdureyi aldığı yere tekrar bırakmasına ilişkindir.
2.Mağdurenin dedesi tanık …’ın olay tarihinde olayı öğrenir öğrenmez kolluğa giderek ihbarda bulunduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1-Olay anında mağdurenin yanında olan tanık … …’nin mağdure zorla araca bindirildikten hemen sonra mağdurenin dedesine haber vermesi, mağdurenin dedesi tanık …’ın olay yerine gelip sanıklar ve mağdurun içinde olduğu aracı arayıp bulamaması ve bunun üzerine kolluk kuvvetlerine haber vermesi, mağdurenin dedesinin kollukta bulunduğu sırada mağdurenin arayarak sanık … tarafından okulun önüne bırakıldığını beyan ettiği göz önüne alınarak 5237 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinde düzenlenen ”soruşturmaya başlanmadan önce” şartının oluşmadığı halde uygulanarak cezadan indirim yapılmış olması aleyhe bozma yapılamayacağından bozma nedeni yapılamamış olup,
2-Dosya kapsamında yer alan tanık … …’nin olay anında mağdurenin yanında olduğu ve mağdurenin zorla götürüldüğüne yönelik beyanı ve diğer tanık beyanları, mağdurenin tüm aşamalardaki istikrarlı beyanlarında eylemin rızası dışında gerçekleştiğini ifade etmesi, sanık …’nin kuzeni olan temyiz dışı sanık …’ın kolluktaki ifadesinde sanık …’nin mağdureyi zorla araca bindirdiğini beyan etmesi ancak daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkeme ifadelerinde mağdurenin rızasıyla araca bindiğini ifade ederek çelişkili beyanlarda bulunması göz önüne alınarak sanık müdafinin mahkumiyet kararının yerinde olmadığına, mağdurenin rızası bulunduğuna ve suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkin temyiz sebeplerine yönelik olarak, dava dosyası kapsamı değerlendirildiğinde; sanığın kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçunu cebirle işlediğinin sabit olduğu anlaşılarak sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3-Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4-Tebliğname görüşü yönünden ise; her ne kadar Tebliğnamede sanık … hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrası (b) bendi gereğince artırım yapılması gerektiği belirtilmiş ise de temyiz dışı Sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca beraat hükmü verildiği ve bu hükmün kesinleştiği göz önüne alınarak sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanması yönündeki Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/121 Esas, 2016/532 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2023 tarihinde karar verildi.