Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/7726 E. 2023/10338 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7726
KARAR NO : 2023/10338
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/40 E., 2016/241 K.
SUÇLAR : Eziyet, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama – bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2015 tarihli iddianamesiyle, eziyet ve yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Bakırköy 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli kararıyla, sanık hakkında katılan …’a yönelik eylemi nedeniyle yaralama suçundan 3 yıl hapis cezasıyla ve eziyet suçundan 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; katılan …’a yönelik eylemi nedeniyle yaralama suçundan 3 yıl hapis cezasıyla ve eziyet suçundan 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar … ve … vekilinin temyiz isteği; katılanların cinsel istismara da uğradıkları bu suçtan da sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık müdafiinin temyiz isteği; şikayet yokluğuna, sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, katılan … ile sanık …’ın evli oldukları ancak olay tarihinde ayrı yaşadıkları, çocukları olan katılanlar … ve …’ın olay tarihinden yaklaşık altı ay önce sanık tarafından İstanbul ilindeki evine götürüldüğü, katılan …’ın çocukları olan katılanla … ve …’ı, sanığın yanından alıp Mersin iline götürdüğünde katılanların vücutlarının çeşitli yerlerinde darp izlerinin olduğunu gördüğü ve Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduğu, katılanlar hakkında alınan adli raporlardan sanığın üzerine atılı suçları işlediği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinde “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi…” ibaresi yer almakta olup Kanunda eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” denilmektedir.
2. Somut olayda, katılan …’ın, sanık ile ortak çocukları olan katılanlar … ve …’ı, sanığın yanından alıp Mersin ilindeki evine götürdüğünde, vücutlarının çeşitli yerlerinde yara izlerinin olduğunu görmesi ve katılanların, sanık olan babaları tarafından yanında kaldıkları süre boyunca sürekli olarak dövüldüklerini ve ısırıldıklarını beyan etmeleri üzerine Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduğu, katılan çocuklar hakkında alınan 30.05.2010 ve 03.06.2010 tarihli adli muayene raporlarında, katılanların vücutlarında eskiye dayanan çok fazla sayıda morluk ve ekimozların olduğunun ve yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığının belirtildiği, yine Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 18.06.2010 tarihli ek raporlarda katılan çocukların iddia ettikleri olaylara bağlı olarak ruh sağlıklarının bozulduğunun ifade edildiği anlaşılmakla, katılan çocuklara yönelik sistematik bir şekilde ve belirli bir süreçte devam eden sanığın eylemi kül halinde 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının a bendinde yer alan çocuğa karşı eziyet suçunu oluşturduğu kasten yaralama fiilinin suçun unsuru olduğu tek bir fiilden açılan dava hakkında her bir katılan çocuğa karşı tek bir fiilden ve cezanın alt sınırından uzaklaşılarak hükmün kurulması gerektiği gözetilmeden eylem ikiye bölünerek, hem yaralama hem eziyet suçlarından ayrı ayrı yazılı şekilde karar verilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 47. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli kararına yönelik katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.