YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/27
KARAR NO : 2023/397
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.05.2006 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında parada sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 08.02.2007 tarih ve 2006/135 Esas, 2007/26 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 … maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 320 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmolunan cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
3. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 08.02.2007 tarih ve 2006/135 Esas, 2007/26 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 08.06.2010 tarih ve 2008/17196 Esas, 2010/8235 Karar sayılı kararı ile “…hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşulların varlığı halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması zorunluluğu…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.12.2010 tarih ve 2010/379 Esas, 2010/513 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir. Bu karar itiraz olunmadan 14.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
5. Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uygulanan 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten … bir suç işlemesi nedeniyle İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.06.2014 tarih ve 2013/184 Esas, 2014/195 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 25.06.2020 tarih ve 2020/38 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hüküm açıklanarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, cadde üzerinde bir dükkan önünde beklemekte olan sanığın, polisleri görmesi üzerine … ihtarına rağmen kaçmaya başlaması ve yakalandığında yapılan üst aramasında üzerinden 2 adet sahte 50 YTL’nin ele geçirilmesine ilişkindir.
2. T.C. … Bankası’nın 11.10.2006 tarihli Sahte Banknot İnceleme ve Değerlendirme Raporu mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın, polisleri görmesi üzerine kaçmaya başlaması ile yakalandığında üzerinden çıkan 2 adet 50 YTL’nin sahte olduğu … Bankası’ndan alınan rapor ile sabit olduğundan davaya konu fiili gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2018 tarih ve 2017/853 Esas, 2018/135 Karar sayılı ilamı ve 09.02.2016 tarih ve 2014/71 Esas, 2016/42 Karar sayılı ilamı da gözetildiğinde, bozma öncesi verilen ve yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edilen 08.02.2007 tarihli hükümde, hükmolunan hapis cezasının ertelendiği gözetilmeden, bozma kararından sonra hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ancak denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilen sanık hakkında 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı olarak erteleme hükümleri uygulanmayarak kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 25.06.2020 tarih ve 2020/38 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün sonuç cezanın belirlendiği bölümünden sonra gelmek üzere “1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın kazanılmış hakları gözetilerek, verilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, aynı Kanun’un 51 … maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iki yıl denetim süresi belirlenmesine, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden veya uzman kişi görevlendirilmeden geçirilmesine” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2023 tarihinde karar verildi.