YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1904
KARAR NO : 2023/7436
KARAR TARİHİ : 12.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/372 E, 2023/218 K.
SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümleri gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.12.2013 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, 03.03.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında hükümlünün veya tutuklunun kaçması suçundan 5 ay hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, 03.03.2015 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 31.03.2021 tarih ve 2019/14124 Esas, 2021/6367 Karar sayılı kararı ile “…basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunduğu…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay bozma ilamına uyularak Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada; 27.04.2021 tarihli tensip zaptında; basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği, 25.04.2022 tarihli celsede ise sanığa çıkartılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251/2 maddesinde belirtilen şerhi içeren davetiyenin tebliğ edilememesi nedeniyle genel hükümlere göre yapıldığı ve Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.03.2023 tarihli kararıyla sanık hakkında hükümlünün veya tutuklunun kaçması suçundan 5 ay hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz talepleri;
1. Kararın eksik inceleme sonucunda verildiğine,
2. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3. Sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına,
4. Cezanın alt sınırdan verilmediğine,
5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen gözetilecek diğer nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; hakkında denetimli serbestlik kararı verilen sanığın denetim planına uymaması nedeniyle kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verildiği, verilen kapalıya iade kararı üzerine iki gün içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması gerektiğine dair çağrı kağıdı 13.11.2013 tarihinde sanığa tebliğ edilmesine rağmen teslim olmayarak hükümlünün kaçması suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri yönünden;
1. Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın hükümlü olarak bulunduğu Konya Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda Konya İnfaz Hakimliği’nin 26.06.2013 tarihli kararıyla cezasının koşullu salıverilme tarihi olan 05.02.2014 tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içerisinde müracaat etmemesi halinde koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verildiği, 26.06.2013 tarihinde tahliye olan sanığın yasal süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat ettiği ancak denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi üzerine Bursa 1. İnfaz Hakimliği’nin 24.09.2013 tarihli kararıyla kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verildiği, kararın sanığa 13.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve tebliğ olmasına karşın sanığın 2 gün içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim olmayarak hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerektiği, Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tebliğin ise; adresini değiştiren kimsenin yeni adresini bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri (MERNİS) adresinin de tespit edilememesi halinde yapılması gerektiği ancak somut olayda; Bursa 1. İnfaz Hakimliği’nin 24.09.2013 tarihli kapalı ceza infaz kurumuna iade kararının, daha önce herhangi bir tebliğ işleminin yapılıp yapılmadığı dosya kapsamından belirlenemeyen adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmesine göre, iade kararının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin belirlenebilmesi açısından, infaz dosyasının aslı ya da onaylı sureti denetimine olanak verecek şekilde getirtilip incelenerek tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 292 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulama yapılırken bu hükme yollama yapan “5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin sekizinci fıkrası delaletiyle” ibaresinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
3. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ”16.11.2013” yerine “18.12.2013” olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2023 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 12.10.2023 tarihinde karar verildi.