Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2009/5742 E. 2010/761 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5742
KARAR NO : 2010/761
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair …1.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.3.2009 gün ve 303/320 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, miras yolu ile intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenine dayanarak Hazine üzerinde tapuda kayıtlı bulunan 101 ada 306,311,317,318,319 ve 339 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve 101 ada 311 ve 339 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, diğer parseller yönünden ise imar ihyanın tamamlanmasından sonra sürdürülen zilyetliğin 20 yılı bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün redde ilişkin bölümü davacı vekili, kabule ilişkin bölümü ise davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel bilirkişi, davacı tanıkları ve bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazlar sulu tarıma geçilmeden önce de tarımsal amaçlı kullanılan yerlerdendir.Öncesi tarımsal amaçlı kullanılan bir yerin kullanım şeklinin değiştirilmiş olması taşınmazın imar ihya edildiği sonucunu doğurmaz.Bu nedenle kullanım şeklinin değiştirildiği tarih imar ihya tarihi kabul edilerek 101 ada 306,317,318 ve 319 parseller yönünden imar ihyanın tamamlanmasından itibaren tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığına dair yerel mahkemenin gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Ne var ki, davacı vekili dava dilekçesinde, taşınmazların miras yolu ile intikal ettiğini ve eklemeli 70-80 yıldır zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak taşınmazların vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Oysa yapılan keşifte yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, dava konusu taşınmazların davacı ve babası tarafından kullanıldığını ve bilahare davacıya babasından kaldığını bildirmişler, ancak intikal şeklinin ne olduğu hususunda herhangi bir açıklama yapmamışlardır.Bu nedenle dava şartı bakımından tereddüt hasıl olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; dava şartının açıklığa kavuşturulması bakımından taşınmazların davacıya kimden, ne şekilde, hangi tarihte intikal ettiğini, davacının zilyetliğinin başlangıcı ve sürdürülüş şeklini yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı olarak sormak, alınacak beyanlara göre dava şartını dikkate almak, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurmak olmalıdır. Dava şartı gözetilmeden işin esası ile ilgili hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 15.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.