Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2009/6345 E. 2010/1647 K. 08.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6345
KARAR NO : 2010/1647
KARAR TARİHİ : 08.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile Hazine ve… Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Çankırı Sulh Hukuk Hâkimliğinden verilen 26.11.2008 gün ve 942/1552 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, miras yolu ile intikal ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmaz bölümünün adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi, usule uygun tebligata rağmen yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, kadastro tespit çalışmalarının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan sürenin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince tescili isteğine ilişkindir. Tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten sonraki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılması halinde, kural olarak taşınmaz üzerinde zilyetliğin kurulduğu tarihten itibaren kazanma süresi ve koşullarının başlatılması ve diğer şartların varlığı halinde davanın kabul edilebilmesi için tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine dek en az 20 yıl geçmiş olması gerekir. Kural bu olmakla beraber Daire uygulaması gereğince, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılan davalarda, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin kazanma bakımından nazara alınacağı kabul edilmiştir. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısına ve bildirilen komşu parsel kadastro tutanaklarına göre, dava konusu taşınmaz bölümü 12.4.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında dere yatağı olarak tespit dışı bırakılmış, temyiz incelemesine konu dava ise 29.7.2008 tarihinde açılmıştır. Davanın makul sayılabilecek süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan Daire uygulaması karşısında taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihinin kadastro tespitinden itibaren değil, kadastro tespitinden önceki zilyetlik süresinin başlangıcı gözetilerek dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının araştırılması, dava konusu taşınmazın derenin aktif yatağı ve etkisi altında bulunup bulunmadığı ve nitelik itibariyle kazanıma elverişli yerlerden olup olmadığı hususu üzerinde durulması, iddia ve savunma çerçevesinde gerekli araştırma ve yasal incelemelerin yapılarak, toplanacak deliller ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 15.60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 08.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.