YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6927
KARAR NO : 2010/2591
KARAR TARİHİ : 17.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Zara Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.06.2009 gün ve 153/91 sayılı hükmün Yargtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle davalı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 4922, 6887, 6892 ve 6895 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 4922, 6887 ve 6892 sayılı parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 6895 nolu parsele yönelik olarak açılan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 4922 nolu parsel 22.11.1989 tarihinde, 6887 ve 6892 nolu parseller de 05.06.1992 tarihinde yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında; senetsizden, malikinin tam ve kesin olarak bilinemediği gerekçesiyle “Tarla” niteliğiyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır.
Mahallinde 25.05.2009 tarihli keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler ve davacının liste tanıkları: dava konusu taşınmazların ilk önceleri …’e aitken, 30 sene önce davacının satın aldığını ve 30 yıldır tarla niteliğiyle davacının zilyet ve tasarrufunda olduğunu beyan etmişlerdir. Ziraat Mühendisi …, 28.05.2009 tarihli raporunda özetle; dava konusu taşınmazların % 10-15 meyilli, üzerinde 100 yılı aşkın süredir hububat tarımı yapılan kültür tarım arazilerinden olduğunu bildirmiş ise de, ziraatçı uzman bilirkişinin bilimsel içeriki, olmayan ve labaratuvar tahlillerine dayanmayan sadece taşınmazların bulunduğu yerde elle ve gözle inceleme yaparak, sunmuş olduğu raporunun tarım arazileri olduğuna ilişkin yazısının ilmi olmadığı açıktır.
Somut olayda davacının kadastro tespit tarihine kadar koşullarına uygun olarak 20 yılı aşkın süredir dava konusu taşınmazlara zilyet olduğunu kanıtlaması gerekir. Zilyetlik iddiası maddi olaylardan olup, tanık beyanları dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Hal böyle olunca mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve davacının liste tanıklarının anlatımlarından; davacı ve satıcısının zilyetliğinin 1979 yılından itibaren başladığı anlaşıldığına, dava konusu taşınmazların 1989 ve 1992 yılları olan kadastro tespit tarihlerine kadar, davacı yararına 20 yıllık kazandırıcı zaman aşımı süresi dolmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, iddia ve savunmaya uygun düşmeyen değişik düşünce ve gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün kabule ilişkin bölümünün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.