YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/153
KARAR NO : 2010/1961
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
… ve … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gölpazarı Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.10.2008 gün ve 69/82 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde ada ve parsel numarası yazılı 9 parça taşınmazın ortak muristen kaldığını, taşınmazlar üzerinde miras payları bulunduğunu açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle Arif Keser mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 112 ada 71, 116 ada 51, 118 ada 44 ve 85 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle muris Arif Keser adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, Arif Keser dava tarihi itibariyle ölüdür. TMK.nun 28.maddesi uyarınca, kişilik ölümle son bulur. Öte yandan, 04.05.1978 gün ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, ölü kişi adına tescile karar verilemeyeceği gibi dava tarihinde ölü bulunan kişiye karşı davada açılamaz. Ölü kişi adına tesbite ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi hükmünün genel mahkemelerde uygulama yeri de bulunmamaktadır.
Dava; mirasçılar arasında yürüyen pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, tüm mirasçıların davada taraf olmasına gerek bulunmamaktadır. Davacılar vekili tarafından tüm mirasçılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuş ise de, uyuşmazlığın mirasçılar arasında olması nazara alınarak miras payı oranında iptal ve tescil isteği olarak kabulü gerekir. HUMK.nun 76. maddesi gereğince hakim tarafların hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, Türk Kanunlarını re’sen uygulamakla yükümlüdür. Hakimin tarafların bildirdikleri vakıalar ile bağlı olması bu kurala aykırı değildir. Tarafların ileri sürdükleri vakıaların mahiyeti hakkında yapmış oldukları hukuki tavsif ve sebepler Hakime yardımcı olursa da hakim bunlarla bağlı değildir.(Bkz. Prof Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Üçüncü Baskı Sayfa 348; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cilt: 1, Sayfa 200). Kaldı ki, davaya katılan mirasçıların harç yatırmak suretiyle yöntemine uygun olarak açtıkları bir dava ve istekleri de bulunmamaktadır. Mahkemece usulüne uygun olarak dava açmayan diğer mirasçıların payı yönünden de kabule karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 19.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.