Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2010/3907 E. 2011/364 K. 25.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3907
KARAR NO : 2011/364
KARAR TARİHİ : 25.01.2011

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı

… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İzmir 5. Aile Mahkemesinden verilen 17.02.2010 gün ve 895/146 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen 30318 ada 7 parselin müvekkilinin emekli ikramiyesi ve kişisel gelirleriyle alındığını, davalının herhangi bir destek ve katkısı bulunmadığını, davalının ısrar ve güvence istemesi üzerine taşınmazın tapuda yapılan işlemle davalıya devredildiğini açıklayarak dava tarihindeki değeri üzerinden 80.000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, taşınmazın müvekkilinin kişisel gelirleriyle alındığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının 1/2 katkısı dikkate alınarak taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenen 44.117 TL alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı vekili, redde ilişkin bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 27.04.1981 tarihinde evlenmiş, 07.12.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin 09.11.2009 tarihinde kesinleşen hükümle boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden; taraflar arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, (743 sayılı TKM.m.170) bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açılma tarihine kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. nun m. 202, 225).
Dava konusu 30318 ada 7 parselin öncesi 2885 ada 17 parsel olup, sırasıyla 30.07.1982 tarihinde pay satışı, 02.12.1985 tarihinde imar yoluyla davacı … adına tescil edilmiş, 04.08.1986 tarihinde intifa hakkı üzerinde bırakılarak satış yoluyla davalı … Önel adına tescil edilmiştir. Davacı vekili, davalının ısrarı ve güvence istemesi üzerine satın alınması sırasında satış bedelinin tamamı müvekkili tarafından ödenmesine rağmen eşi Münevver adına tapuya tescil edildiğini ileri sürerek bedel isteğinde bulunmuştur. HUMK. nun 74 ve 76. maddeleri uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme hâkime aittir. Somut olayda; taraflar 1981 yılında evlenmişler, taşınmaz 1982 yılında edinilmiş olup 1986 yılında tapuda yapılan işlemle davalı adına tescil edilmiştir. İleri sürülen bu nitelikteki bir işlemin Borçlar Kanununun 234 ve devamı maddeleri gereğince gizli bağış niteliğinde bulunduğu açıktır. Hibe edilen taşınmazla ilgili olarak mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinde bulunulamaz. Borçlar Kanununun 244 ve devamı maddeleri gereğince bağıştan rücuyu öngören usulüne uygun olarak açılmış bir dava ve istek de bulunmadığına göre, mahkemece davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye yanlış anlam verilmesi sonucunda davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kısmen kabule ilişkin hüküm bölümünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 596.00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadelerine 25.01.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Somut olayda; dava konusu 2885 ada 17 nolu parselde davacı … 1820/1159840 payı 06.09.1982 tarihinde satıcısı Fatma Tüzzehra Semiha Doğangil’den satın almıştır. Bilahare, bu taşınmazda imar uygulaması yapılmış; imar 30318 ada 7 nolu parsel olarak … adına imar çapı oluşturulmuştur. Davacı, bu taşınmazı Tapu Müdürlüğü önündeki resmi satışla 04.08.1986 tarihinde 1.000.000 TL bedelle davalı …’ya satmıştır. Açıklanan bu olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, tapuda davacı adına kayıtlı olan taşınmazın tapu memurluğu önündeki resmi satışla davalıya temlik edilmesi üzerine bu işlemin bağış, gizli bağış olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; kayıt maliki olan bir şahsın kendi üzerinde kayıtlı olan tapulu taşınmazını TMK.706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi gereğince tapu memurluğu huzurunda resmi sözleşmeyle bir başkasına temlik etmesi halen de bu işlemin davadaki sıfatlarına göre: İnançlı işlem mi?, Taraf muvazaası mı?, Muris muvazaası mı?, Gizli bağış mı?, Bağış mı? Olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Yukarıda sayılan dava türleri ispat şekilleri ve ileri sürülüş biçimleri bakımından birbirinden ayrı müesseselerdir. Eldeki olayda; resmi sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların resmi nikahlı evli olmaları nedeniyle yanlar arasındaki uyuşmazlık; inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilmelidir. Ayrıca, tarafların sıfatı bakımından taraf muvazaası olarak ileri sürülmesi de olanaklıdır. Ancak, temlik eden kişi hayatta olduğu için mirasçıları açısından muris muvazaasının ileri sürülmesi şuan için mümkün değildir. Bundan ayrı, olayda bağış olmadığı için bağıştan rücunun koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması da mümkün değildir. Öyle ise, somut olayda tapuda yapılan devir işlemini bağış olarak nitelemek ve bağıştan rücunun koşullarının bulunup bulunmadığını irdelemek Dairenin görevinde olmadığı gibi; bu şekilde bir niteleme yapmak, daha sonraki zamanlarda açılacak davalar için lehte ya da aleyhte ihsası rey olacağından doğru olmayacaktır. Kaldı ki; somut olayda hiçbir şekilde gizli bağışta bulunmamaktadır. 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının tarafların sıfatı ve inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil isteği nedeniyle mutlak surette araştırılıp tartışılması gerekir. Kural olarak, davacının, tapu memuru huzurunda, bedel göstererek, resmi sözleşmeyle, davalıya yapmış olduğu temlik geçerli bir satıştır. Mahkemenin öncelikle inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasının koşullarının oluşup oluşmadığı, ispatlanıp ispatlanmadığı üzerinde durulması, koşulları varsa iptal ve tescile, yoksa taşınmazın temlik edildiği tarih, eldeki davanın açıldığı tarih dikkate alınarak bedel konusunda araştırma ve inceleme yapılarak davacının isteklerinin irdelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; belirtilen şekilde araştırma, inceleme ve niteleme yapılmadan kısmen kabul kararı verilmesi bu gerekçelerle doğru olmamıştır. Tüm bu sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazları reddedilmeli, buna karşılık davacı vekilinin temyiz itirazlarının inançlı işleme dayalı tapu iptali tescil, olmadığı takdirde bedele ilişkin olarak incelenip bir karar verilmesi gerekirken; belirtilen şekilde karar verilmesi açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır. Netice olarak, Dairenin Sayın çoğunluğunca benimsenen nitelemeye ve oluşan kanaatlerine katılmam mümkün değildir. Tüm bu sebeplerle yerel mahkeme kararı bozulmalıdır kanaatindeyim. 25.01.2011