YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4392
KARAR NO : 2011/1554
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
… ile Hazine ve Hamzalı Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sulakyurt Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 03.06.2010 gün ve 94/78 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak dava dilekçesinde sınırları gösterilen yaklaşık 10 dönümlük taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu imar-ihya ve kazanma koşulları oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı … yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 10.738 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece kazanma koşullarının gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, 1978 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bir yerdir. Böyle bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için bu maddede yazılı olumlu ve olumsuz koşullarının araştırılıp belirlenmesi, kazanma koşullarının kanıtlanması gerekmektedir. Davacı, dilekçesinde imar-ihya olgusuna dayanmamış yerel bilirkişi ve tanıklar imar-ihyayi açıklamaksızın kazanmayı sağlayan zilyetlikten söz etmişlerdir. Dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu belirlendiğine göre, böyle bir yerin imar ve ihya edilmedikçe zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla; imar ve ihya ile başlamayan zilyetlik, kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz. Taşınmaz başında yapılan keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın babalarının 1962 yılında ölmesi üzerine mirasçılar arasında yapılan taksim sonunda davacıya kaldığını, o tarihte küçük yaşlarda olması nedeniyle taşınmazı davacı adına ağabeyinin kullandığını, 1980 yılından beri davacının bağımsız zilyetliği altında olduğunu bildirmişler ise de, dava konusu yerin kuzeyinde bulunan 3797 parsel, Sulakyurt Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla hükmen davacının ağabeyi Erdoğan Akbal adına tescil edilmiştir. Anılan hüküm dosyasının 2000 yılında taşınmaz başında yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tescil konusu yeri tapulama harici olarak göstermişler, teknik bilirkişiler de raporlarında bu yönü tapulama harici olarak işaretlemişler davacının zilyetlik ve tasarrufundan söz etmemişlerdir. Sınırda bulunan 3797 parselin 2000 yılında yapılan keşfi sırasında dava konusu taşınmaz yönü tapulama harici olarak gösterildiğine göre davacının zilyetliğinin en erken bu tarihte başladığının ve 20.07.2009 dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolmadığının kabulü gerekmektedir. Diğer yönden davacının doğum tarihi 1958 olup taksimin yapıldığı tarih itibarıyla yaşı taşınmazı imar-ihyaya müsait bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle eldeki dosyanın keşfi sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetlik hususundaki açıklamalarına değer verilemez. Mahkemece kazanma süresi ve koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.