YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1443
KARAR NO : 2011/5829
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
… ile Hazine ve … aralarındaki tescil davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.07.2010 gün ve 521/401 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, bir parça tapusuz taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuş, köy tüzel kişiliği temsilcisi davaya cevapta vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın “köy meydanı” olarak tespit dışı bırakıldığı, bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre tescile konu taşınmaz 1953 yılında 5602 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışmasında tespit dışı bırakılmıştır. Taşınmazın ne nitelikle tespit dışı bırakıldığı hususunda çelişki bulunmaktadır. Şöyle ki, Antalya Kadastro Müdürlüğü 27.5.2008 tarihli karşılık yazısında taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığını bildirmiş ise de, inşaat mühendisi, ziraat mühendisi ve kadastro teknisyeni tarafından ortaklaşa düzenlenen 9.3.2009 tarihli raporda: Aşağıoba Köyü’nün 3 nolu paftasının incelenmesinde tescili istenilen bölümün “köy meydanı” olarak gösterilen yerde kaldığını bildirmiştir. Az yukarıda tarihleri belirtilen yazı ve bilirkişiler raporundan onaylı birer suret ya da fotokopileri eklenmek suretiyle, o yer Kadastro Müdürlüğüne yeniden yazılacak yazı ile tescile konu taşınmazın 1953 yılında yapılan kadastro çalışmasında ne nitelikle tespit dışı bırakıldığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde bildirilmesi istenmelidir. Konunun açıklığa kavuşmaması halinde nizalı yeri gösteren orijinal kadastro paftasının onaylı bir suretinin gönderilmesi talep edilmelidir. Böylece, çekişmeli taşınmazın tespit dışı bırakılma nedenindeki çelişkinin giderilmesine çalışılmalıdır.
Bundan ayrı, taşınmazın önceki niteliğinin ve zilyetlik koşullarının belirlenmesi bakımından mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu, ne nitelikle, ne zamandan beri, kim ya da kimler tarafından kullanıldığı, intikal varsa kimden kime, ne şekilde ve ne zaman gerçekleştirildiğinin ayrıntısıyla sorulup belirlenmesine çalışılması, beyanlar arasında çelişkinin bulunması durumunda yüzleştirilmek suretiyle giderilmesi, taşınmazın köy halkının ortak kullandığı “köy meydanı” olduğu savunulduğundan dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan bu husus yeniden sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, bundan sonra toplanacak tüm taraf delilleri birlikte tartışılıp değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Diğer yandan, görülmekte olan dava TMK.nun 713/1. maddesine dayanılarak açılmış tapusuz taşınmazın zilyetlik yoluyla tesciline ilişkindir. Aynı maddenin 4. fıkrasına göre mahkemece gazete ile bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan edileceği belirtilmiştir. Mahkemece söz konusu ilanlarda yapılmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarını açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 14.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.