YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7337
KARAR NO : 2012/4797
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile Hazine ve … aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.12.2007 gün ve 431/440 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili dava dilekçesinde; mevki ve sınırlarını bildirdiği 30 dönümlük bir parça taşınmazın kadimden beri Cuma Buğdaycı’nın malik sıfatıyla zilyetliğinde iken 08.09.1994 tarih, 3400 yevmiye nolu noter satış sözleşmesi ile davacıya devredildiğini ve bu tarihten beri davacının zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; 04.06.2007 tarihli dilekçesinde; davacı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşmediği, taşınmazın içinden dağa giden bir yol bulunduğu, yolun zilyetlikle edinilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini, 26.09.2007 tarihli dilekçesinde ise davanın reddi ile birlikte Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuş, davalı … usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da iştirak etmemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile teknik bilirkişinin 24.05.2007 tarihli raporuna ek krokide A harfi ile gösterilen 25.415,93 m2’lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın hangi nedenle tespit harici bırakıldığı kadastro müdürlüğünden sorulmadığı gibi mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmamış, taşınmazın tapulu olup olmadığı, bulunduğu yerde 6831 sayılı yasaya göre yapılan orman kadastrosunun kesinleşip kesinleşmediği ve davalı vekilinin yol olduğunu iddia ettiği yerin bu nitelikte bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastro tespitinden sonraki, dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20 – 25 yıl öncesine ait (1980-1987 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde, arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespiti mümkün olacaktır.
Bu halde mahkemece yapılacak iş; dosya içinde bulunan teknik bilirkişiye ait rapor ve kroki eklenerek, Göksun Kadastro Müdürlüğünden taşınmazın tespit harici yerlerden olup olmadığı, tespit harici yerlerden ise hangi nedenle tespit harici bırakıldığı, Orman İşletme Müdürlüğünden taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunun kesinleşip kesinleşemediği sorulmalı, kesinleşmiş ise buna ilişkin haritalar getirtilmeli, yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar HMK. nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, dava konusu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde, kim tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, hangi tarihte tamamlandığı, tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı, kim tarafından ne şekilde sürüdürüldüğü, taşınmaz içinde davalı Hazine vekilinin iddia ettiği şekilde herkesin kullanımında olan genel bir yol niteliğinde bulunup bulunmadığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasındaki çelişki bulunması halinde HMK. nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalıdır. Aynı keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle dava tarihinden geriye doğru 20 – 25 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, orman mühendisi bilirkişi aracılığıyla kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin haritalar uygulanarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, tanık ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmelidir.
Bundan ayrı teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle krokide belirtilen taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığı konusunun tescil davasının konusunu ancak tapusuz taşınmazlar oluşturacağı ve çifte tapunun önlenmesi bakımından Göksun Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı …nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4./ HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.