YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7892
KARAR NO : 2012/5170
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine ve Keberli Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.10.2011 gün ve 133/584 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, asıl ve birleşen davasında, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevki ve hudutlarını belirttiği, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan 10.595 m2 ile 30.013 m2 yüzölçümlü taşınmazların vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Islah dilekçesi ile taşınmazların yüzölçümlerinin azaltılarak 9.255 ve 28.840 m2 olarak tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı, dava konusu taşınmazların uzun yıllardır davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, teknik bilirkişilerin düzenlediği rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 9.255,36 m2 ve B harfi ile gösterilen 28.840,94 m2’lik yüzölçüme sahip taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazlar 1975 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda “taşlık” niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerlerdir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için emek ve masraf harcanmak suretiyle, imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi, imar-ihya işlemleri tamamlandıktan sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesiyle iktisabı mümkün olup, bu zilyetliğin de ekonomik amaca uygun bir biçimde gerçekleşmesi gerekmektedir.
Mahallinde yapılan keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklar davacı tarafından dava tarihinden 25-30 yıl evvel dava konusu taşınmazlardaki taşların toplanmak suretiyle imar ve ihya edilip tarla haline getirildiğini, halen de taşların toplanmaya devam edildiğini, bu şekilde 25 yılı aşkın süre ile arpa buğday ekmek suretiyle zilyet bulunduğunu ifade etmişler, aynı keşifte hazır bulunan Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Öğretim üyesi Y.Doç.Dr. …, Jeoloji Mühendisi ve Orman Mühendisi Bilirkişiler 26.10.2010 havale tarihli raporlarında, dava konusu A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün %3-6 eğimli, toprak sığ derinlikte, % 8-10 taşlılıktan dolayı 6. Sınıf, B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü ise %4-5 eğimli sığ toprak profili, %10-15 taşlılıktan dolayı 6. Sınıf arazilerden bulunduğunu, dava konusu taşınmazlarda, taşlılığın mevcut olup hububat tarımı yapıldığını bildirmişlerdir. Az yukarıda değinildiği gibi dava konusu taşınmazlar, taşlık niteliği ile tescil harici bırakılan yerlerden olup, anılan yerlerde, imar ihyanın tamamlanmasından sonra ekonomik amaca uygun bir biçimde geçen kazanmayı sağlayan zilyetliğin bulunması halinde iktisap mümkündür. Davacının taşınmazları arpa, buğday ve benzeri hububat ekmek suretiyle tarım arazisi niteliği ile tasarruf ettiği, yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirilmiş ayrıca, halen taşınmazda taşların toplanmaya devam edildiği de beyanlarında yer almıştır. Ziraatçı uzman bilirkişi tarafından dosyaya sunulan rapor kapsamı ile keşif sırasında çektirilen fotoğraflar ve yerel bilirkişi ile tanık beyanları, birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazlarda imar ihyanın tamamlanmadığı, taşlılığın hakim olduğu saptanmıştır. Bu nitelikteki bir yerde ekonomik amaçlı hububat tarımı yapılamaz.
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, bilirkişilerin vasıflandırdığı arazi yetenek sınıflandırmasına göre 5 ve 6. Sınıf arazilerin zilyetlikle kazanılabilmesi için imar ve ihyası; uygun amenajman, gübreleme, yüzey akış kontrolü, tohum aşılaması yapılarak sağlanabilir ve ancak çayır ve mera olarak kullanılabilir (Prof Dr. Mahmut Yüksel, Toprak Etüt ve Haritalama, Ankara Üniv. Ziraat Fak. Yayınları). Bu belirlemeler karşısında davacı yararına kazanma koşulları oluşmadığı, imar ve ihyanın henüz tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK.nun 297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine 4.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.