Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/10249 E. 2013/5612 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10249
KARAR NO : 2013/5612
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 30.05.2012 gün ve 973/387 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava konusu …İlçesi, … Köyü, 2127 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 1972 yılından itibaren 2004 yılına kadar vekil edeninin zilyetliği altında bulunduğunu açıklayarak Hazine adına olan kaydın iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine, çekişmeli yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yerlerden olduğunu, 2004 yılında idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini, davacının zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını ve Köy Tüzel Kişiliği’nin Devlete ait bir yeri satma yetkisinin bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu parselin Hazine üzerine olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın 1964 yılında 766 sayılı Yasaya göre yapılan tapulama çalışmaları sırasında “çalılık” niteliği ile tespit harici bırakıldığı, 1972 yılında yapılan ikinci tapulama sonucunda 483 parsel olarak Köy Tüzel Kişiliği adına “ham toprak” vasfıyla tespit edildiği, Hazine’nin ikinci tapulamaya itirazı üzerine 20.07.1979 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca köy adına yapılan tespitin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği, bu yerin mera vasfı ile sınırlandırılmasına karşı Köy Tüzel Kişiliği tarafından yapılan itiraz üzerine…Tapulama Mahkemesi’nin 1981/16 Esas 1984/105 karar sayılı ilamı ile … köyünde yapılan tapulama çalışmalarının 1964 yılında kesinleştiğinden görevsizlik kararı verildiği, Tapulama Mahkemesi’nin görevsizlik kararının temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 27.11.1984 tarih 1984/19312-13620 Esas ve Karar sayılı ilamı ile ikinci tapulamanın geçersiz olduğu belirtilerek Yerel Mahkeme kararının onandığı ve görevsizlik
.//..
2012/10249-2013/5612 -2-

kararının kesinleşmesi ile dosyanın … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderildiği ve orada takip edilmediğinden 04.06.1987 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiği tarafların bilgisi dahilindedir. Hal böyle iken, nizalı taşınmaz ve çevresi 20.07.2004 tarihinde 1155 parsel olarak idari yoldan Hazine adına tescil edilmiş ve aynı tarihte yapılan imar uygulaması ile 1155 nolu ana parselden ifrazen dava konusu 2127 ada 6 nolu parsel olarak Hazine adına tescil edilmiştir. Ne var ki, … 3. İdare Mahkemesi’nin 18.10.2010 tarih 2009/419 Esas 2010/117 Karar sayılı ilamı ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. madde uygulamasının iptal edildiği anlaşılmıştır.
Mahallinde keşif yapılmıştır. Dinlenen yerel bilirkişi özetle; taşınmazın 1972 yılında yapılan dağıtımını köy halkından duyduğunu, 1983 yılından beri o yerde yaşadığını, oranın o tarihten beri davacı tarafından kullanıldığını, üzerinde bina ve bahçesinde meyve ağaçlarının olduğunu açıklamıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, yerel bilirkişinin sözleri 1964 yılında yapılan tapulamada “çalılık” niteliği ile tespit harici bırakılan bu yerin imar- ihyaya muhtaç yerlerden olması nedeniyle kim tarafından, ne zaman, ne şekilde, nasıl imar ihya edildiği açıklığa kavuşturulmamıştır. Öte yandan, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 44/3. maddesi uyarınca köy ihtiyar heyetine sadece “boz hali” nitelikli yerlerden o köyün nüfusuna kayıtlı arazisi yeterli olmayan veya arazisi olmayan kişilere arazi dağıtma yetkisi verilmiş ise de , 11.06.1945 tarih 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun 64 maddesi ile bu yetkili yasa koyucu tarafından ortadan kaldırılmıştır. Dolayısıyla Köy Tüzel Kişiliğinin “boz hali” nitelikli taşınmaz dışındaki çalılık, kayalık, taşlık, tepelik vs. gibi yerlerin her ne amaçla olursa olsun dağıtmak ya da satmak yetkisi yoktur. Böyle bir satışa ilişkin alınacak köy ihtiyar heyeti kararının Kaymakamlıkça onanması da o işleme hiçbir zaman hukuki geçerlilik tanımaz Kaymakam ve Valilerin böyle bir hak ve yetkileri de yoktur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 04.10.1999 tarih 1999/6343 Esas 7376 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 02.12.1999 gün ve 1999/9516 Esas 9886 Karar sayılı ilamı da aynı mealdedir. Hukuk Genel kurulunun emsal kararları da bu doğrultudadır. Ancak, imar-ihya zilyetlikle ve kazanılacak bir yerin koşulları mevcut ise TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca iktisabı mümkün olabilmektedir. Ne var ki, yerel Mahkemece bu konuda herhangi bir soruşturma ve inceleme yapılmamıştır.
Bilindiği üzere, bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemlerinden birisi de hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki ve dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir Bu konuda, sağlıklı bir Yargıya ulaşmak için tescil harici bırakılan 1964 yılından sonra ve Hazine adına ihdasen tapu kaydının oluştuğu 2004 yılına kadar 20-30 yıl öncesine ait (1974-1984 tarihleri arası) stereoskopik hava fotoğraflarının merciinden getirtilerek dosyaya konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği uzman öğretim üyelerinin yayınlarındaki görüşler olup bu görüş Dairenin uzun zamandır kararlılık kazanmış içtihatları ile de benimsenmiştir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu olarak görüleceği ve taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılacağı olanaklıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece, öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin …Tapulama mahkemesinde görülen ve görevsizlik sonucu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen dava dosyasının bulunduğu yerden getirtilerek…Köyü Birlik Teknisyeni’nce yapılan mera tahsisli kesinleşip kesinleşmediğinin açıklığa kavuşturulması, taşınmaza ilişkin tahsisin mera kaydının bulunup bulunmadığı İl ve İlçe Özel İdare Müdürlükleri ile İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ve tapu müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, varsa mera norm kararı ve mera tahsis haritasının getirtilerek dosya arasına alınması, meradan

2012/10249-2013/5612 -3-

yararı bulunmayan komşu köy halkı arasından yöreyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız kişilerin davanın tarafları aynı şahıslar üzerinde anlaşamadıkları takdirde kaymakamlık aracılığıyla belirlenmesinden sonra davacı ve davalı tarafa varsa tüm delillerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması, esasen, TMK’nun 713/1 maddesine dayalı tescil davalarının kamusal yönü ağırlıklı davalardan olması nedeniyle tarafların talepleri dışında hakimin resen delil araştırma hak ve yetkisi bulunduğundan gerek görüldüğünde sair delillerin resen araştırılması, tüm bu eksikliklerin yerine getirilmesinden sonra: jeodezi mühendisi ve ziraat mühendisi ile tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz teknik bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyeti ile taşınmazın bulunduğu yerde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmesi,…Köyü Birlik Teknisyenliği’nce yapılan mera tahsisine ilişkin varsa norm kararları ile mera haritasının teknik ve yerel bilirkişiler ile tanıklar aracılığıyla mahalline uygulanması, dava konusu taşınmazın tahsisli mera ve kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı, mera niteliğinde olmayıp da çalılık vs. nitelikte olan yerlerden ise bu takdirde imar ve ihyaya muhtaç olan böyle bir yerin hangi tarihten itibaren ne şekilde, kim tarafından, nasıl imar ve ihyasına başlanıp bu işlemin hangi tarihte bitirildiğinin ve taşınmazın tarımsal amaçlı olarak zilyetliğinin hangi tarihte başladığı ve dava tarihine kadar kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle net bir şekilde açıklığa kavuşturulması, bu kişilerin beyanları arasında çelişki bulunması halinde HMK.nun 261. maddesince bu çelişkinin giderilmeye çalışılması, takdiri delil niteliğindeki tanık ve mahalli bilirkişi sözlerinin bilimsel verilere uygun olarak hazırlanacak uzman bilirkişi raporları ile denetlenmesi, özellikle ziraat mühendisi sıfatlı bilirkişiden Yargıtay denetimine uygun, gerekçeli rapor alınması, hava fotoğraflarını uygulayan jeodezi mühendisinden ise dava konusu taşınmaz ve çevresiyle ilgili hava fotoğrafları üzerinde niteliğinin belirtilmek suretiyle gösterilmesinin istenilmesi, tüm bu araştırmalardan sonra hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek ve taşınmazın mevkii, sınırları ve niteliği hakkında bilgi vermekle görevli bir yerel bilirkişi dinlemek suretiyle noksan tahkikatla yetinilerek ve diğer uzman bilirkişilerin konuyla alakası olmayan raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.04.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)

KARŞI OY
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan iptal ve tescil isteğine ilişkindir. .//.
2012/10249-2013/5612 -4-

Yerel Mahkemece, dava konusu, 2127 ada 6 sayılı parsel bakımından davanın kabulüne karar verilmesi ve hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca imar ve ihya olgusunun araştırılması gerektiği görüşüyle ve bozma gerekçesinde gösterilen diğer hususlar esas alınarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; 1964 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca yapılan tapulama çalışmaları sırasında uyuşmazlık konusu taşınmazında içerisinde bulunduğu büyük bir alan “çalılık niteliğiyle” tapulama harici bırakılmıştır. Dosyada bulunan … Kadastro Müdürlüğü … Kadastro Birimi’nin karşılık yazılarında 1972 yılında yapılan 2. tapulama çalışmalarında 483 parsel olarak belirlenmiş ve ham toprak vasfı ile Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiş, Hazine’nin ikinci tapulamaya karşı yaptığı itiraz üzerine … Bölgesi Tapulama Müdürlüğü Tapulama Komisyonu’nun 20.07.1979 tarih ve 1979/1891 sayılı Komisyon Kararı ile Teknisyenlikçe yapılan tespitin iptaline ve mera olarak taşınmazın sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Bu sınırlandırmaya karşı Köy Tüzel Kişiliği tarafından … Tapulama Mahkemesi’nde tespite itiraz davası açılmış, anılan Mahkeme’nin 1981/16 Esas-1984/105 Karar sayılı ilamı ile Sorkun Köyü’nde yapılan tapulama çalışmalarının 1964 yılında kesinleşmesi nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine, Yüksek Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 27.11.1984 gün ve 1984/19312 Esas – 1984/13620 Karar sayılı kararı ile 2. tapulamanın geçersiz olduğu belirtilerek hüküm onanmış ve görevsizlik kararının kesinleşmesiyle dava dosyası … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne intikal ettirilmiştir. Bu dava takip edilmediğinden 04.06.1987 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu aşamalardan sonra 20.07.2004 tarihinde taşınmaz idari yoldan Hazine adına 1155 sayılı parsel numarası ile tapuya bağlanmış ancak imar, uygulaması sonucu 2127 ada 6 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edilmiştir. 30.10.2008 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu ise İmar Kanunu’nun 18. maddesi uygulamasıyla Belediyeye ait taşınmaz ile birlikte 2260 ada 5 parsel olarak Hazine ve Belediye adına paylı biçimde tapuya tescil edilmiştir.
Dosya arasında bulunan… 3. İdare Mahkemesi’nin 18.10.2010 tarih, … Esas-2010/1117 Karar sayılı ilamı ile imar uygulamasına ilişkin itiraz üzerine yapılan imar uygulamasının iptaline karar verilmiştir. Teknik Bilirkişi …n tarafından dosyaya sunulan 06.04.2012 tarihli rapor ile ekli kroki üzerinde yapılan incelemede; uyuşmazlık konusu alanın oldukça büyük bir alan olduğu, imar uygulaması sonucu (iptal edilen) taşınmazın birçok ada ve parsellere bölündüğü, tüm parsellerin üzerinde meskenlerin yer aldığı, yol ve park alanlarının belirlendiği, … Köyü İhtiyar Heyeti tarafından satılan yerlerden olmadığı, sadece ev yapmak için arsaya ihtiyacı olanlara usulsüz bir şekilde dağıtıldığı, taşınmazın kural olarak, 1964 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle ve çalılık niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu, bu konuda bir uyuşmazlığın bulunmadığı, parsellerin kura ile köylülerce dağıtılması üzerine 1972 yılından itibaren başlayan zilyetliğin Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 20.07.2004 tarihine kadar aralıksız-çekişmesiz, malik sıfatıyla zilyet olarak devam ettiği, bu tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolduğu, dosya kapsamı ile sabittir.
Her ne kadar taşınmaz 1964 yılında çalılık niteliğiyle tespit edilmiş ise de 1972 yılında dağıtım sonucu köylülere verilmesi üzerine parsellerin üzerinde evlerin yapıldığı, çalılık denen bir olgunun o tarihte yok edildiği, artık saptanan bu durum karşısında taşınmazın
.//..

2012/10249-2013/5612 -5-

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca imar ve ihya koşullarının araştırılmasına, bu konuda inceleme yapılmasına gerek kalmadığı tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile saptanmıştır. 1972 yılında Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 20.07.2004 tarihine kadar kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinin, 1972 yılında dağıtım sonucu yerin alınmasıyla üzerlerine evlerin yapılması nedeniyle imar ve ihyanın bu tarihte tamamlandığının kabulü gerekir. Aynı nitelikte ve aynı konumda bulunan birçok dosyanın Daire’den geçtiği ve onanmalarına karar verildiği Dairece bilinmektedir. Dairece onanan ilam örneklerinin dosya arasına konulduğu görülmüştür. Dava dosyası kapsamı ile aynı nitelikteki dosyaların içerisinde bulunan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan incelemede parseller üzerindeki binaların 1980 yılından önce yapıldığı belirlenmiştir. En geç imar ve ihyanın bu tarihte tamamlandığının kabulü zorunludur.
Her ne kadar, bozma ilamında 442 sayılı Köy Kanunu’nun 44/3. maddesinden söz edilmiş ise de Köy İhtiyar Heyeti tarafından yapılan bir satış söz konusu olmadığından sözü edilen maddenin uygulanma olanağı zaten bulunmamaktadır. Kaldı ki bu hüküm daha sonra 4753 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bir an için satışın var olduğu düşünülse bile, taşınmaz tapusuz yerlerden olup kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya yolu ile koşulların varlığı halinde edinilmesi mümkün yerlerdendir. Bu nedenle bozma ilamının bu yöndeki görüşüne de katılma olanağı yoktur. Taşınmazın, Hazine adına sonradan tapuya bağlanması ve imar uygulamasının yapılması davanın kabulüne karar verilmesinde bir engel oluşturmamaktadır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular gözetilerek Daire tarafından onanıp gönderilen aynı nitelikteki dosyalar gibi kabule ilişkin bu hükmünde onanmasına karar verilmesi gerekirken bozma şeklinde gerçekleşen değerli çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyoruz. 15.04.2013