YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10918
KARAR NO : 2013/6872
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine ve … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki mer’a sınırlandırılmasının iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 23.05.2012 gün ve 18/77 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde, Karapara mevkiinde bulunan 130 ada 123 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 25 dönümlük kısmının kendisine ait tarla olduğu halde, kadastro çalışmaları sırasında mera olarak tespit edildiğini, taşınmazın babasından mirasçılarına kaldığını, mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu da kendi hissesine düştüğünü açıklayarak 130 ada 23 parselin mera olarak sınırlandırılmasının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını, uyuşmazlık konusu taşınmazın köye ait mera olduğunu, bu nedenle de zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı köy temsilcisi, 23.05.2012 tarihli yargılama oturumunda, dava konusu yerin davacıya babasından kaldığını, davaya bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, “… … Köyü, 130 ada 123 parsel sayılı mera sınırlandırması kaydının iptali ile; keşifte hazır bulundurulan fen bilirkişisi … tarafından Mahkememize ibraz edilen 02.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda, mavi renk ile çevrili, 24403,78 m2’lik alanın iptal edilen mera parselinden ifrazı ile davacı adına aynı adanın en son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfında tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 996. maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mera sınırlandırılmasının iptali davasıdır.
Mahkemece, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi Mahkemece davacı tarafın aktif dava açma ehliyeti üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca, taşınmaz mera olarak tespit edildiği halde tanıklar meradan yararlanan köy halkı arasından seçilmiş, komşu parsel tutanakları ile kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere uygulanan tapu kayıtları ile vergi kayıtları ve fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ile hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.
Davacı, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu taşınmazın babasından kaldığını, mirasçılar arasında yapılan paylaşım sonucu kendi payına isabet ettiğini beyan etmiştir. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ise uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının dedesi …’a ait olduğunu, …’ın ölümünden sonra oğlu olan … …’a kaldığını, … …’ın da ölümünden sonra taşınmazı davacının kullandığını açıklamışlar, davacıya intikal biçimi konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Bu nedenle öncelikle davacıya miras bırakanları dedesi … ile babası …’in veraset belgelerinin alınması için süre ve imkan tanınması, alınacak veraset belgesinin dosyaya eklenmesi, krokide mavi çizgilerle ayrılan taşınmaz bölümünün miras bırakanlarından satış, bağış veya terekenin paylaşımı sonucu davacıya düşüp düşmediğinin üzerinde durulması, davacının payına düşmüş ise davanın bu hali ile yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu yer, miras bırakanlarından kaldığına göre TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Aynı kanunun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte 3. kişilere karşı dava açmaları gerekir. Davacı sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Şayet miras bırakanlarından kalan uyuşmazlık konusu yer, satış, bağış veya terekenin paylaşımı sonucu davacıya kalmamış ve tereke malı ise, terekeye dahil bir taşınmaz için, bir veya birkaç mirasçının tek başına 3. kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir.
Uyuşmazlık konusu, 130 ada 123 parsel sayılı taşınmaz 08.02.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 10.10.2007 tarihli tespit zabtına istinaden … Köyü halkı tarafından mera olarak kullanıldığı belirtilerek köy orta malı, mera vasfı ile sınırlandırılmış, kadastro tespitinin 30.05.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine özel kütüğüne mera vasfı ile tescil edilmiştir. Kural olarak ve Yargıtay uygulaması gereğince uyuşmazlık meraya ilişkin ise, yerel bilirkişi ve tanıkların meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasındaki kişilerden seçilir. Bu nedenle taraflara; taraf tanıklarının merada yararı bulunmayan komşu köy halkı arasından belirleyip bildirmeleri konusunda kendilerine süre ve imkan tanınması, 130 ada 123 sayılı parsele komşu 130 ada 82, 84 parsel, 131 ada 7, 13 ve 24, Karlık Köyü 103 ada 24 ve 27 sayılı kadastro parsellerine ait kadastro tutanak ve ekleri ile kadastro sırasında bu parseller ile komşu Karlık Köyü 103 ada 23, parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden, uyuşmazlık meraya ilişkin bulunduğuna göre … Köyüne ait tahsisli ve kadim mera kayıtlarının olup olmadığının İl, İlçe Özel İdare Müdürlükleri ile Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlükleri’nden sorulması, kadim ve tahsisli mera kayıtları ile haritalarının getirtilerek dosyaya ile birleştirilmesi, kadastro tespitinin yapıldığı 08.02.2008 tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl (1978-1988 tarihleri arası) öncesine ait 2 ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı Mühendis ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel
bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazın daha önce açıklandığı gibi davacının murisi dedesi … ile babası …’den kalıp kalmadığı, kalmış ise terekelerinin mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşım yapılmış ise, terekeden kimlere nerelerin düştüğü, düşen yerlere ait ada ve parsel numaraları belirlenerek bunlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtları getirtilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulması, dava konusu yerin kadim ve tahsisli mera kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, bu kayıtların kapsamında kalmadığı takdirde kadim mera araştırmasının yapılması, bu konuda 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 1, 2, 3, 4, 5. ve devamı maddelerinin göz önünde tutulması, komşu taşınmazlara ait tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönüne ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye işaret ettirilmesinin sağlanması, hava fotoğrafları ile İl Kadastro Müdürlüğü’nden istenen paftaların 1978 -1988 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğraflar ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması, uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık gerekçeli, karşılaştırmalı rapor alınması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat bilirkişisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle iptali istenen mera parselinin kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı yönünde rapor sunulmasının istenilmesi gerekmektedir.
HMK’nun 290. maddesi gereğince keşif sırasında hazır bulundurulacak uzman bir fotoğrafçı bilirkişi aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir yakın plan ve panaromik fotoğrafların çektirilerek keşfi yapan Hakim tarafından onaylandıktan sonra dosyaya eklenmesi, ondan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddes yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.