Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/10930 E. 2013/5732 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10930
KARAR NO : 2013/5732
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

… ile Hazine, … Köyü Tüzel Kişiliği ve …Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 26.04.2012 gün ve 598/195 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hukuki nedenine dayanarak, kadastroda tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın adına tapu siciline tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 20.04.2012 tarihli krokide A harfiyle işaretli 7812,50 m² ile B harfi ile işaretli 5479,25 m²’lik yerlerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17 ile TMK’nun 713 maddeleri uyarınca açılmış kazandırıcı zaman aşımı zilyetlik yoluyla tescil isteğine ilişkindir. Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin önceki hükmü davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizce 26.04.2002 gün …Esas, 2002/3481 Karar sayılı ilam ile özetle; tescili konu taşınmazın hangi tarihte ve ne sebeple tespit dışı bırakıldığının sorulması, komşu kadastro parsellerine ait tutanak ve varsa dayanak belgelerinin getirilip taşınmazın başında yeniden yapılacak keşifte araziye uygulanması, taşınmazın önceki niteliği itibariyle imar ihyaya muhtaç yerlerden olup, olmadığının saptanması, imar ihyaya muhtaç ise bu hususun araştırılması noktasından bozulmuştur. … Kadastro Müdürlüğü 22.02.2005 tarihli karşılık yazısında dava konusu taşınmazın 1970 yılında yapılan kadastroda orman olarak tespit dışı bırakıldığını bildirmiştir. Bozmadan önce yapılan keşifte orman yüksek mühendisi … tarafından düzenlenen 12.05.2000 ve 30.10.2001 tarihli rapor ve ek rapor ile ekindeki paftaya göre, tescile konu taşınmazın 28.10.1965 tarihinde yapılan orman tahdidinde orman sayılmayan alanda kaldığı, 10.08.1985 tarihli 2/B tutanağında ise, ilk orman tahdidinde tarım arazisi olarak belirlendiğinden herhangi bir işleme tabi tutulmadığı bildirilmiş olup, dosya arasında bulunan .//..
2012/10930-2013/5732 -2-

bilirkişi raporunu doğrulayan orman tahdit, 2/B tutanak ve haritalarına göre çekişme konusu taşınmazın orman niteliğinde olmadığı belirlenmiş ise de, imar ve ihyaya ilişkin bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyleki; ziraatçi bilirkişi … 02.11.2000 tarihli raporunda, A harfi ile gösterilen yerde 25-50 yaşlarında 100 adet, B harfi ile gösterilen yerde ise aynı yaşlarda 70 adet aşılı zeytin ağaçlarının bulunduğunu, Milli tınlı forma sahip arazinin %30 eğimli olduğunu belirttiği halde, dava tarihi itibariyle delicelerden aşılanan zeytin ağaçlarının aşı yaşlarını bildirmemiştir. Kararlılıkla uygulanan Dairemizin ve Yargıtay’ın uygulamalarına göre, bu tür arazilerin imar ihyalarının tamamlandığı tarih yabani ağaçların (delicelerin) aşılanma tarihidir. Bir başka anlatımla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen imar ihya koşulu yabani ağaçların aşılandıkları tarihte tamamlanmış olur. Dava konusu taşınmazların mülkiyetlerinin kazanılabilmesi için imar ihyanın tamamlandığı aşı tarihinden itibaren aynı kanunun 14 ve TMK’nun 713. maddesine uygun olarak en az 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetliğin dava tarihi itibariyle tamamlanması gerekir. Bu husus dosya arasından anlaşılmamaktadır. Açıklanan nedenlerle Mahkemece yeniden yerel, teknik ve ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazların bulunduğu yerde keşif yapılarak, (HMK. m. 243, 244, 259 gözetilerek) zeytin ağaçlarının aşılanma tarihlerinin belirlenmesi, bundan sonra dosya arasında toplanmış diğer delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilerek davanın açıldığı tarih itibariyle imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının davacı lehine tamamlanıp tamamlanmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken bu husus açıklığa kavuşturulmadan yetersiz ziraatçi bilirkişi raporu ile soyut nitelikli yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine değer verilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul, kanun ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.