YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11352
KARAR NO : 2013/6660
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi
… ile … aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 17.05.2012 gün ve 66/45 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davalının tapuda vekil edeni adına kayıtlı bulunan dava konusu 503 sayılı parsel ile, tapulama çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan ve vekil edeni tarafından imar-ihya edilerek kayısı bahçesi haline getirilen ve vekil edeninin zilyetliğinde bulunan 503 ve 504 sayılı parseller arasındaki bir parça tapusuz taşınmaza el attığını açıklayarak, uyuşmazlık konusu taşınmazlarda davalının müdahalesinin önlenmesi ve vekil edeninin zilyetliğinin korunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 503 sayılı parselin 1/3 payı tapuda davacı adına kayıtlı bulunmaktadır. Teknik bilirkişilerin 26.03.2012 tarihli raporuna göre, dava konusu olan ve krokide A harfi ile işaretlenen bölüm tapuya kayıtlı bulunmamaktadır. Bu durumda; eldeki dava, 503 sayılı parsel bakımından 4721 sayılı TMK’nun 683. maddesi uyarınca el atmanın önlenmesi, teknik bilirkişilerin rapor ve ekinde krokide A harfi ile gösterilen bölüm ise, aynı Yasa’nın 974 ve devamı maddeleri kapsamında açılan zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir.
Dava dilekçesi kapsamı, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde: teknik bilirkişilerin krokisinde A harfi ile gösterilen tapusuz kısım hakkında zilyetliğin korunması isteği bakımından; davanın, 4721 sayılı TMK’nun 984. maddesinde öngörülen 2 ay ve 1 yıllık hak düşürücü süreler geçirildikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, isteğin anılan sebeple reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de; hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görüldüğünden, davacı vekilinin hükmün anılan taşınmaza yönelik kısımlarına ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekilinin kararın dava konusu 503 parsel sayılı taşınmaza ilişkin bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; tapulu taşınmazlara yönelik 4721 sayılı TMK’nın 683 ve devamı maddeleri uyarınca açılan el atmanın önlenmesi isteğine ilişkin davalar bakımından hak düşürücü süre öngörülmediğinden, keşif zaptı kapsamından davacının açıkça uyuşmazlık konusu haline getirdiği ve feragat etmediği 503 sayılı parsele ilişkin keşif yapılmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, çaplı taşınmaza elatmanın olup olmadığının saptanması için taraf tanıkları huzuruyla keşif yapılması gerekirse kroki ve rapor düzenlettirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bu taşınmaz için bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 503 parsele yönelik hüküm bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. madde yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL peşin harcın davacıya iadesine 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.