YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12540
KARAR NO : 2013/11650
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve müşterekleri ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 16.06.2011 gün ve 196/228 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, miras yolu ile intikalen vekil edenleri zilyetliğinde bulunan 237 ada 27 parselin davalılar üzerindeki paylarına ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile … mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dip murislerinden kalan öncesi itibariyle tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın paylaşıldığını, davacıların yakın miras bırakanı dışındaki mirasçılarına ait payları da tapuda devralarak tüm paylarını 3. kişiye sattıklarını, bilahare taşınmazın hissedarlarından olan Hidayet Kızıltan ve müştereklerinden pay satın alarak yeniden paydaş haline geldiklerini, nizalı taşınmazın uzun yıllardır boş bırakıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalılarca dayanılan tapu kaydının nizalı parsele uymadığı ve davacılar zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 237 ada 27 parselin davalı … ve … üzerindeki 120/360’şar paylarına ilişkin tapu kayıtlarının iptaline karar verilmiştir. Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 237 ada 27 parsel, 3059,15 m2 yüzölçümü ve tarla vasfıyla nizalı parsel ve bir kısım dava dışı parsele revizyon gören 18.11.1955 tarih ve 28 numaralı vs. tapu kayıtlarına istinaden tapu kayıt maliklerinin ve bir kısım kayıt maliki mirasçılarının haricen taksim ve ifraz ettikleri belirtilmek suretiyle 360 hisse kabulüyle 120’şer hissesi davalılar … ve…, 120 hissesi ise miras payları oranında … mirasçıları adlarına 26.05.2006 tarihinde tespitle, itirazsız 30.06.2006 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosya arasında mevcut mirasçılık belgesine göre; davacılar miras bırakanı … 13.01.1944 tarihinde ölmüştür. Dava konusu parsel öncesi itibariyle tapuya kayıtlı bulunan yerlerdendir. Bu husus taraflar arasında anlaşmazlık konusu değildir. Ne var ki, davacılar, uyuşmazlık konusu taşınmazın ve kadastro çalışmalarında ayrı parsel numaraları alan bir kısım taşınmazın öncesi itibariyle ayrı tapu kapsamında bulunmakta iken kayıt maliklerinin 50 yıldan fazla süre önce haricen taksim yaptığını ve nizalı taşınmaz bölümünün yakın miras bırakanları …’a bırakıldığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise, taksimde -//-
kendilerine düşen ve bir kısım paydaştan satın aldıkları payları tapuda … Bal adlı şahsa sattıklarını, bu yerin 237 ada 28 parsel numarasıyla adı geçen lehine tespit olduğunu, nizalı parselde ise bilahare bir kısım hissedarlardan satın aldıkları 08.05.1963 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı gereğince paydaş olduklarını ileri sürmüştür. Gerek nizalı parsele revizyon gören tapu kayıtları gerekse davalıların tutunduğu tapu kaydı ile tesisinden itibaren intikalleriyle birlikte getirtilmemiştir. Davalı tarafça dayanılan tapu kaydının kadastro çalışmalarında revizyon görüp görmediği hususu belirlenmediği gibi, söz konusu tapu kaydı mahallinde yapılan keşifte de usule uygun şekilde uygulanmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, dava konusu parselin tespite dayanak tapu kayıtlarının ve davalıların dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren varsa tüm intikalleriyle birlikte eksiksiz biçimde getirtilmesi, davalı delili kaydın kadastro çalışmalarında revizyon görüp görmediğinin sorulup belirlenmesi, ondan sonra mahallinde yapılacak keşifte usule uygun şekilde uygulanması, nizalı taşınmaz bölümü ve bir kısım taşınmazın öncesi itibariyle tapulu olduğu ve kadastrodan önce hissedarları arasında taksim edildiği taraflarca bildirildiği takdirde öncesi itibariyle tapulu taşınmazların kadastrodan önce taksiminin her türlü delille kanıtlanabileceğinin (3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15/1. m.) nazara alınması ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmasıdır. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Kabule göre de; iptaline karar verilen payların hangi oranda ve kimler adına tescil edileceğinin infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm fıkrasında belirtilmemesi de doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, yine 6100 salyılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUM’nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yarfgıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 89,10 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.