YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12635
KARAR NO : 2013/14715
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri, dahili davalılar … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Maçka Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 20.12.2011 gün ve 68/256 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi dahili davalı … tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı …, kadastro çalışmaları sonucunda davalılar yakın murisi … adına tespit ve tapuya tescil edilen 158 ada 7, 21, 160 ada 26, 29, 166 ada 3, 196 ada 7, 31 ve 197 ada 7 parsel sayılı taşınmazların ortak muristen intikal ettiğini açıklayarak davalılar üzerindeki kaydın iptali ile adına miras payı oranında tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 197 ada 7, 196 ada 31 ve 7 parsele ilişkin talebinden feregat etmiştir.
Davalılar, cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da iştirak etmemiştir. Mahkemece, 197 ada 7, 196 ada 31 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden feragat ve dava konusu edilen taşınmazlarda pay sahibi olmayan davalılar yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, 158 ada 7, 21, 160 ada 29 ve 166 ada 3 parseller yönünden ortak muristen kaldığından taşınmazların tapu kaydının iptaliyle miras payı oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, dahili davalı … tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muristen intikal, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece 158 ada 7, 21, 160 ada 29 ve 166 ada 3 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 2003 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 58 ada 7 parsel senetsizden davalılar Murisi … ve dahili davalı …, 160 ada 29 parsel 1/3’er paydan …, …ve … adına, 166 ada 3, 158 ada 21 ve 160 ada 26 parsel ise … adına tespit edilmiş ve tutanakların itirazsız kesinleşmesi üzerine tespit malikleri adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazların başında yapılan keşifte dinlenen
yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların ortak muris Hasan’dan intikal ettiğini ve Hasan’ın ölümünden sonra taksim yapılmadığını bildirmişlerdir. Bu halde eldeki dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda bütün mirasçıların davaya dahil edilmesine gerek bulunmadığı gibi, davacıların ancak kendi miras payları için iptal ve tescil isteğinde bulunabileceğinin kabulü gereklidir.
Mirasçılar arasında açılıp yürüyen dava, … mirasçılarına karşı açılmış ancak Mahkemenin 26.02.2008 tarihli ara kararı ile … ve … dahili davalı sıfatıyla yargılamaya iştirak etmek zorunda bırakılmışlardır. Hukuk Genel Kurulu’nun 25.11.1992 gün ve 1992/15-398 Esas, 1992/703 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere usul hukukunda dahili dava diye bir müessese bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde taraf olarak gösterilmeyen ve davada taraf sıfatı bulunmayan kişi hakkında esasa ilişkin hüküm kurulması mümkün değildir. Somut olayda dava dilekçesinde davalı olarak yer almayan ve davanın niteliği gereği davalılarla zorunlu dava arkadaşlığı ilişkisi de bulunmayan 158 ada 7 parsel ve 160 ada 29 parsel maliklerinden … ile … hakkında esasa ilişkin hüküm kurulması doğru değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalı …’un temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 177,25 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden dahili davalı …’a iadesine
10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.