YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12868
KARAR NO : 2013/1548
KARAR TARİHİ : 15.02.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra emrine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı annenin borçlu …… aleyhinde, yoksulluk ve müşterek …… lehine hükmedilen iştirak nafakası birikmiş alacaklarının tahsili amacıyla ilamlı takip başlattığı, borçlu ……nın istenen iştirak nafakasının 7.306,58 TL’lik kısmı ile yoksulluk nafakasının 760,92 TL’lik kısımlarının iptalini talep ettiği, Mahkemece iştirak nafakasına itirazının reddine karar verildiği, borçlu vekilinin temyizi üzerine ilgili Dairesince kararın kısmen bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyulduğu ve iştirak nafakasına yapılan itirazın 2000 TL’lik kısmının kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda bozma ilamında, lehine nafakaya hükmedilen ……’ın 2006-2007 yıllarında …’da borçlu ……nın yanında kaldığının belirlendiği, borçlunun bu süreler içinde müşterek …… …… için yaptığı ödemelerin nafaka borcuna ilişkin olduğu ve nafaka borcundan mahsup edilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyulduğu, ancak bozma dışına çıkılarak, …… için ……nın……… Müdürlüğü’ne ödediği okul ücreti peşinatı 2.000,00 TL’nin borçtan düşülerek hüküm kurulduğu görülmektedir.
Bu durumda Mahkemece, hükmüne uyduğu bozma ilamı çerçevesinde inceleme yapılarak, çocuğun …… yanında kaldığı 2006-2007 dönemine ilişkin nafaka borcunun hesap edilerek, borçtan düşülmesi gerekirken, yazılı şekilde bozma ilamı dışına çıkılarak karar verilmesi isabetsizdir.
Borçlu vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 15.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.