YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1345
KARAR NO : 2012/8725
KARAR TARİHİ : 05.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Azdavay Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.09.2011 gün ve 52/87 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 137 ada 10, 128 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin babasından kalan yerler olduğu halde kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit ve tescil edildiklerini, mirasçılar arasında paylaşımın yapılmadığını açıklayarak babasına isabet eden pay oranında iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, yargılama oturumlarında, dava konusu taşınmazların babaları ile dedelerinden kaldığını, baba ve dedeleri Mehmet ile davacının babası Satı’nın kardeş olduklarını, kadastro çalışmaları sırasında mirasçılar arasında paylaşımın yapıldığını, davacıya da başka yerlerin düştüğünü açıklamışlar ve davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, tarafların murislerinden gelen taşınmazların mirasçıları arasında paylaşıldığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, paylaşımın yapıldığı görüşüyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi paylaşımın yapılıp yapılmadığı konusunda alınan beyanlarda sonuca ulaşmak bakımından yeterli görülmemektedir. Bundan ayrı, HMK.nunda tanıklar hakkında yer alan hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. HMK.nun 261. maddesi uyarınca tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi öngörüldüğüne göre, yerel bilirkişilerinde ayrı ayrı dinlenilmesi zorunludur. Mahkemece, keşifte dinlenen üç yerel bilirkişinin birlikte beyanının alınması anılan madde hükmüne aykırıdır. Genel mahkemelerde açılan davalarda hakim tarafların bildirdikleri tanıklar ve delillerle bağlı olup, kendiliğinden tanık ya da tespit bilirkişisi dinleyemez. Bu nedenle kendiliğinden çağırılan ve keşifte dinlenilen tespit bilirkişisinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi usule aykırı olduğu gibi, birlikte dinlenilmesi de az önce açıklanan madde hükmüne uygun düşmemektedir.
O halde mahkemece yapılacak iş; davacı …’nın babası Satı ile davalı … ve kardeşi Cevat’ın mirasçılarının murisi (…’nın babası ve diğerlerinin dedesi) Mehmet’in babasının belirlenmesi ve belirlendikten sonra Satı ile Mehmet’in babasına ait veraset belgesinin alınması için taraflara süre ve imkan tanınması, ondan sonra yapılacak keşifte Mehmet ve Satı arasında babasından gelen taşınmazlar konusunda paylaşımın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, kimlere nerelerin düştüğü, düşen yerlere ait ada ve parsellere ilişkin tapu kayıtlarıyla kadastro tutanaklarının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulması, iki kardeş arasında herhangi bir paylaşım yapılmamış ise, o takdirde paylaşımın Satı’nın oğlu … ve Mehmet’in çocukları …, ölen oğlu … mirasçıları arasında aynı şekilde paylaşım yapılıp yapılmadığının saptanmasına çalışılması, kök muristen gelen taşınmazların ne şekilde paylaşıldığı hususunun yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK.nun 26İ. maddesi gereğince yüzleştirmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 261. maddesi uyarınca ayrı ayrı dinlenilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı …’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 05.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.