Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/13864 E. 2013/6818 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13864
KARAR NO : 2013/6818
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu ipt… ve tescil

… ile … aralarındaki tapu ipt… ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nden verilen 18.07.2012 gün ve 130/122 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, ölüm nedeniyle mal rejimi sona erdiğinden TMK’nun 202, 218, 219 ve 225. maddeleri gereğince dava konusu 400 ada 7 nolu parselin murisinden gelen hissesinin 1/2 payının ipt… ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı TMK’nun 202, 218, 219 ve 225. maddelerinin boşanma sırasındaki mal rejimini ilgilendirdiğinden ve açılan dava boşanma davası olmadığı için, bu maddelere dayanılmasının yasaya aykırı olduğunu; ayrıca, dava konusu taşınmazla ilgili olarak muris muvazaası sebebiyle müvekkilinin açmış olduğu davanın kabulle sonuçlandığını, kesin hüküm söz konusu olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne, dava konusu imar 400 ada 7 nolu parselin tapu kaydının davacının miras payı oranında ipt… ile davacı adına tapuya tesciline, arta kalan payın davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde dilekçesinde yazılı nedenlerle davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; davalının sözünü ettiği … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13.06.2011 tarih, 2011/88-144 Esas ve Karar sayılı dava dosyası incelenmiştir. Davacı: …, davalılar: … ve …, dava: muris muvazaasına dayalı miras payı oranında tapu ipt… ve tescil, davanın konusu: … Mahallesi, kadastral 45 ada 26 nolu parsel (imar 400 ada 7 nolu parsel) olup, Mahkemece yapılan yargılamalar sonucunda davacı … ile davalılardan Zemime’nin ortak miras bırakanı …’nun dava konusu taşınmazı tapuda ikinci eşi olan Zemime’ye iki ayrı tarihte 1/2’şer payı satış göstererek temlik ettiği, Zemime’nin de bu taşınmazı diğer davalı …’a tapu memuru huzurundaki satışla temlik ettiği son m…ki kötü niyetli olduğundan, davanın kabulüne, davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verildiği, davalılar vekilinin temyizi üzerine: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 15.03.2011 tarih, 2010/12682 Esas, 2011/2963 Karar sayılı ilamıyla işin esası yönünden davalıların temyiz itirazlarının reddine, ancak vekalet ücreti ve harç yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, Mahalli Mahkemece, bozma ilamına uyularak bozma ilamında işaret edildiği üzere hüküm kurulduğu ve taraflarca karar için karar düzeltme yoluna müracaat edilmediğinden 20.07.2011 tarihinde kesinleştirildiği görülmüştür.
Eldeki dava, harcı ödenmek suretiyle 01.08.2011 tarihinde açılmıştır.
… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yukarıda sözü edilen dosyası içerisindeki veraset belgesine göre, davacı … ile davalı …’ın ortak miras bırakanı 1929 doğumlu …’nun 16.10.2007 tarihinde öldüğü, sözü edilen kişilerin haricinde başkaca mirasçısının olmadığı anlaşılmıştır. Nüfus kayıtlarına göre Şaban: murisin evlatlığı, Zemime ise ikinci eşidir.
Tapu Müdürlüğü’nde düzenlenen resmi senet fotokopileri ekteki dosya içerisindedir. 28.04.2005 tarihinde satıcı: …’nun, alıcı: …’ya 45 ada 26 parseldeki 1/2 payını 8.000 TL bedelle temlik ettiği anlaşılmıştır. 17.11.2006 tarihli resmi senet kapsamına göre; satıcı: …, alıcı: … 45 ada 26 nolu parseldeki arta kalan 1/2 payı 10.000 TL bedelle sattığı belirlenmiştir. 27.06.2007 tarihli resmi senet kapsamına göre; satıcı: …, alıcı: …, dava konusu 45 ada 26 nolu parselin tamamı 20.000 TL bedelle satışının yapıldığı belirlenmiştir. 400 ada 7 nolu imar parseline ilişkin çap kaydı getirilmiştir. 1740/2400 payın …, 660/2400 payın …adına tescilli olduğu görülmüştür. Açıklanan olgular tarafların ve Mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında önce görülüp Yasa yollarından geçerek kesinleşen muris muvazaasına dayalı tapu ipt… ve tescil davasının eldeki dava nedeniyle kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği ve kesin hüküm teşkil etmediği takdirde eldeki davanın dinlenme olanağının bulunup bulunmadığı ile davanın kabulle sonuçlanması h…nde iptal ve tescile hükmedilip edilmeyeceğinde toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; taraflar arasında önce görülüp kesinleşen dava, eldeki dava için hukuki sebebi farklı olduğundan kesin hüküm teşkil etmeyeceği fakat güçlü delil teşkil edeceği kuşkusuzdur. Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun “05.02.1974 tarih ve 20/6 sayılı ilamı ile 07.10.1953 tarih ve 1953/8-7 sayılı” ilamına göre, mal rejiminin tasfiyesinde iptal ve tescile hükmedilemeyeceği ancak, bedel talep edildiğinde yanlar arasında önce görülüp kesinleşen dava dosyası eldeki dava için güçlü delil teşkil edeceği gözönünde bulundurularak ve tarafların tüm delilleri de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek h…nde temyiz eden davalıya iadesine, 09.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muh…f)

KARŞI OY YAZISI

Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan ve evlilik süresi içerisinde edinilen taşınmazın tapu kaydının ½ oranında ipt… ile tescili isteğine ilişkindir.
Yerel mahkemece, “…dava konusu 400 ada 7 parselde davalı … oğlu … payına düşen 1305/2400 pay bakımından tapu kaydının ipt… ile, 435/2400 payın davacı …, 870/2400 payın ise, davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi…” ve hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire çoğunluğunca; “muris muvazaasına dayalı olarak açılan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13.06.2011 tarih ve 2011/88 Esas, 2011/144 Karar sayılı dava dosyasının kabulle sonuçlandığını ve hükmün 20.07.2011 tarihinde kesinleştiğini, eldeki dava ile hukuki sebepleri farklı olması nedeni ile kesin hüküm oluşturmuyorsa da, derdest dava bakımından güçlü delil teşkil ettiğini, Yargıtay İnançları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 05.07.1974 tarih ve 20/6 sayılı ilamı ile 07.10.1953 tarih ve 1953/8-7 sayılı ilamına göre mal rejiminin tasfiyesinde iptal ve tescile hükmedilemeyeceğini, ancak bedel talep edildiğinde yanlar arasında önce görülüp kesinleşen dava dosyası eldeki dava için güçlü delil teşkil edeceği göz önünde bulundurularak ve tarafların tüm delilleri de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına” karar verilmiştir.
Davacı vekili, “…gerek dava dilekçesinin konu bölümünde ve gerekse sonuç kısmında açık bir biçimde evliliğin ölümle sona erdiğini, buna göre mal rejiminin tasfiyesi ile edinilmiş mal olan 400 ada 7 nolu parselin muristen gelen hissesinin 1/2’sinin müvekkil adına tesciline karar verilmesini…” istemiştir. Görüldüğü gibi herhangi bir katkı payı alacağı ya da katılma alacağı isteği söz konusu değildir. HMK’nun 26. maddesine göre, “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucunda daha azına karar verebilir.” Yerel Mahkemece, söz konusu parselin edinilmiş mal olduğu görüşüyle hareketle davacının hak ettiği pay bakımından tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilmiştir.
Kural olarak, gerek 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde ve gerekse 4721 sayılı TMK’nun 202 ve devamı maddeleri gereğince yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu evrede edinilen taşınmazlar bakımından davayı açan eşin ayin (mülkiyet) hakkı isteme olanağı bulunmamaktadır. Davayı açan eşin isteyebileceği hak, şahsi hak niteliğinde bulunan bir para alacağından ibarettir. Bunun yasal dayanağı 07.10.1953 tarih ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti kararı oluşturmaktadır. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, “Davacının, bir bağıt ilişkisinin varlığı savı ile tapu kaydının kendi adına düzeltilmesini isteyebilmesi için aralarında MK’nun 634. maddesine uygun biçimde bir bağıtın (akdin) var olması gerekir.
Bu biçimde bir bağıtın var olmadığı, davacının beyanında anlaşılırsa kanunun var olmadığını kabul ettiği bir durumun ispatı da mahkemece düşünülemez.”
Bu İçtihadı Birleştirme Kararı öteden beri hiç sapma göstermeksizin gerek uygulamada ve gerekse doktrinde mal rejimleri bakımından uygulanmış ve istikrar kazanmıştır. Bu konuda bir duraksama da söz konusu değildir. Kesin hüküm oluşturmuyor ise de, güçlü delil oluşturur denilen … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen kararı az öncede açıklandığı gibi muris muvazaasına dayalı olarak 818 sayılı BK’nun 18. (6098 sayılı TBK’nun 19.) maddesi gereğince açılan bir davadır. Eldeki dava ise mal rejiminden kaynaklanan ve bu rejimin tasfiyesi nedeni ile açılan tapu ipt… ve tescil davasıdır. Yani, derdest davanın dayandığı hukuki sebebi mal rejiminin tasfiyesi oluşturmaktadır. Her iki davanın da hukuki sebebi farklı olduğu değerli çoğunluk tarafından da kabul edilmektedir.
Derdest dava ile istenen herhangi bir alacak söz konusu olmadığına ve belirtilen 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mülkiyette istenemeyeceğine göre, güçlü delil hangi gerekçe ile eldeki dava bakımından kabul edilecektir. Davacı sadece kendisini bir istekte sınırlamış ve alacak istemediğinden bu tür davaların kabulüne olanak zaten bulunmamaktadır. Çoğunluk gerekçesinde yer alan 05.02.1974 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın da eldeki dava bakımından uygulama olanağı
olmayıp muris muvazaası ile ilgili davalarda uygulanmaktadır. Zaten, değerli çoğunlukta gerekçesinde; “ Bedel talep edildiğinde…” ibaresine yer vermiştir. Somut olguda bedel söz konusu olmadığına göre, söz konusu 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile güçlü delilin uygulama olanağı olabilir mi? Gerek katkı ve gerekse katılma alacağına ilişkin davalar on yıllık zamanaşımına tabi bulunduğundan davacının zamanaşımı süresi içinde alacak davasını açma olanağı bulunmaktadır (TMK. m. 5 yoluyla, TBK.m. 146 ).
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davacının aynı hak niteliğinde bulunan tapu ipt… ve tescil isteğinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmek üzere kesin bozma yapılması gerekirken farklı bir gerekçe ile bozma yapılması yönündeki değerli çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 09.05.2013