YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14156
KARAR NO : 2013/1551
KARAR TARİHİ : 15.02.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklı, borçlu hakkında ilama dayalı takip başlatmış, borçlu vekili icra emrinde ilama aykırı olarak …… işlemiş ve işleyecek faiz talep edildiğinden bahisle şikayette bulunmuştur.
Takibe dayanak ilamda, kıdem tazminatı alacağının belirtilen tarihlerden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Bu ilam gereğince, birer yıllık devreler halinde ve devre tarihlerinin başlangıcında bir yıllık vadeli mevduata, Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre taraflarca bildirilen bankalarca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının, bildirilen bankalardan sorulup tespitinden sonra, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının hesaplanarak sonuca gidilmesi gerekir.
Somut olayda, Mahkemece, alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde bildirdiği banka isimleri nazara alınmadığı gibi, borçludan da banka isimleri sorulmadan evrak üzerinde, bilirkişiden rapor istendiği, bilirkişinin kendince tespit ettiği en yüksek mevduat faiz oranlarına göre, raporunu sunduğu ve bu raporun hükme esas alındığı görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece şikayetin niteliği gözetilip duruşma açılarak, taraflardan banka isimleri sorulup, bildirilen bankalardan fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranları tespitinden sonra, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılarak oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Yine takip sonrası içinde kıdem tazminatına uygulanacak faiz oranınında bu tespitlere göre düzeltilmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,15.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.