Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/15226 E. 2013/19009 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15226
KARAR NO : 2013/19009
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ve müşterekleri ile …, … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 11.10.2012 gün ve 34/133 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili, davalı … vekili, davalı … taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; kadastro sırasında dava konusu 193 ada 26 nolu parselin ½ payı ve 30 nolu parselin tamamını bir kısım davalıların miras bırakanı … adına, 193 ada 41 nolu parselin ise … adına tespit ve tescil edildiğini oysaki dava konusu 193 ada 26 nolu parselin tamamının, aynı ada 30 ve 41 nolu parsellerin ise, keşifte göstereceği kısımlarının vekil edenlerinin miras bırakanı …’e ait olduğunu, bu kişinin önceki malikten haricen satın aldığını izah ederek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile veraset belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili kadastro tespitini doğru olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Öteki davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmiştir. Katılan bir kısım davalılar ve vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, dava konusu 193 ada 41 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın reddine, aynı ada 26 ve 30 parsellere yönelik davanın kabulüne, 193 ada 26 nolu parselin ½ payının … oğlu … adına diğer payın ise veraset belgesindeki paylar oranında davacılar adına, 193 ada 30 nolu parselin ise, 3448,24 m2’lik kısmına ilişkin tapusunun iptali ile bu kısmın veraset belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından reddedilen parsel yönünden, davalı … tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması istekli olarak temyiz edilmiştir. Davalı … vekili ise vekalet ücretine hasren ve resen belirlenecek sebeplerle yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını istemiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu parsellere ilişkin kadastro tutanakları getirtilmiştir. 193 ada 26 parsel 3786,49 m2 olarak, tarla niteliğiyle, senetsizden, ½ şer paylı mülkiyet üzere … oğlu … ve Halil oğlu … adlarına 15.10.2005 tarihinde tespit görmüş ve itirazsız olarak 30.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir. 193 ada 30 parsel: 13464 m2 olarak, senetsizden, tarla niteliğiyle, tam mülkiyet üzere … oğlu … adına 16.10.2005 tarihinde tespit görmüş ve itirazsız olarak 30.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir. 193 ada 41 parsel ise 41 hektar, 2858,43 m2 olarak, ham toprak niteliğiyle, belgesizden, 16.10.2005 tarihinde … adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 30.12.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Dava tarihi itibariyle çap kayıtları halen adı geçenler üzerindedir. Davacıların sundukları hasımsız veraset belgesi dosya içerisindedir. … oğlu …’nın 08.09.2006 tarihinde öldüğü mirasçısı olarak söz konusu belgede isimleri yazılı olan kişilerin kaldıkları anlaşılmıştır. Mahallinde 12.06.2012 tarihinde keşif yapılmıştır. Davacı vekili dava konusu ettiği taşınmazların sınırlarını keşif heyetine göstermiştir. Nizalı yerin fen bilirkişinin dosyada mevcut 11.06.2012 havale tarihli krokisinde sarı renkle boyalı olarak gösterildiği üzere; 193 ada 26 parselin tamamı, 30 nolu parselin 3448,24 m2’lik kısmı ile 41 nolu parselin 6659,63 m2’lik bölümü ve dava konusu olmayan 190 ada 13 nolu parselin tamamını kapsadığı izlenmiştir. Dinlenen yerel bilirkişi bu yerin davacıların miras bırakanına ait olduğunu bildiğini, fakat, sınırlarını tam olarak gösteremediğini izah etmiş, 02.10.1977 tarihli harici satış senedindeki sarı çiçek mevkiindeki yerin bu yer olduğunu söylemiştir. Tespit bilirkişisi ise dava konusu 26 nolu parselin bir kısmının …’nın ekip sürdüğünü, fakat davacıların miras bırakanı …’in bu yerde taşınmazı olup olmadığını bilmediğini açıklamıştır. Davacı tanıklarından …: keşif heyeti huzurunda fen bilirkişisine gösterdiği yerlerin önceden kendisine ait olduğunu, bu yerler davacıların miras bırakanına 1966 yılında sattığını, kendisine de babasından kaldığını, keşif heyeti huzurunda gösterdiği bu yerlerden davalıların mirası bırakanı …’nın bir hakkının olmadığını okunan harici satış senedinin dava konusu taşınmaza ait olmadığını, davacıların miras bırakanına sattığı başka yerlere ait bir senet olduğunu söylemiştir. Diğer davacı tanığı … ise davacıların miras bırakanının satın aldığı yerlerin dava konusu 30, 41 ve 26 nolu parsellerin keşifte gösterdiği kısımlarını kapsadığını açıklamıştır. Davalı tanıkları ise, konuyla ilgili kapsamlı açıklamalarda bulunmamıştır. Keşifte görevlendirilen ziraatçi bilirkişi dava konusu yerdeki toprak kalınlığının 5-25 cm arasında olduğunu, üçüncü sınıf sulu tarım arazisi vasfında bulunduğunu izah etmiştir.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık kadastro çalışmalarında yukarıda açıklandığı üzere tespit ve tescilleri yapılan taşınmazların evveliyatından davacıların miras bırakanının haricen satın olma yoluyla zilyetliği altında olup olmadığında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; tapu iptali ve tescil davaları kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır. Öte yandan, davacılar bir fotokopisi dosyada mevcut 1977 tarihli harici satış senedi ve o senede bağlı olarak eklemeli kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine tutunmuşlardır. Bu durumda, öncelikle, söz konusu senedin dava konusu taşınmazlara yöntemine uygun biçimde uygulanması, bu yerlerin senet kapsamında kalıp kalmadığının net olarak açıklığa kavuşturulması, ayrıca, satış senediyle birlikte davacıların miras bırakanının ve o kişinin önceden satın aldığı şahsın bu yerlerdeki zilyetliğinin aralıksız çekişmesiz devam ettiğinin belirlenmesi gerekir.
Hal böyle olunca, öncelikle davanın taraflarının anlaşamamaları halinde kaymakamlık aracılığıyla dava konusu yerleri iyi bilen o köyden yaşlı ve yansız kimseler arasından belirlenecek üç mahalli bilirkişi huzurunda keşif yapılması, keşifte yerel bilirkişilerin ayrı ayrı dinlenerek öncelikle dosyada mevcut 1977 tarihli satış senedinin dava konusu yerlere mevkii ve sınırları itibariyle uyup uymadığının net bir biçimde belirlenmesi, bu yerlere uyduğu takdirde satıcı ile alıcının ve ölümü ile davacı mirasçılarının zilyetliğinin kesintisiz ve çekişmesiz devam edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması, davalı şahısların miras bırakanı ile davacıların miras bırakanının aynı taşınmazda zilyetliklerinin örtüşmesi halinde hangisinin zilyetliğine itibar edileceğinin açıklığa kavuşturulması, bu amaçla, taraf tanıklarının mümkün olduğunca nizalı taşınmazın bulunduğu yerde ayrı ayrı dinlenerek zilyetlik konusundaki kapsamlı bilgilerinin alınması, beyanlar arasında çelişki olduğunda giderilmesi, yerel bilirkişi ile taraf tanıklarının tüm bu anlatımlarının keşfi izlemeye ve infazı sağlamaya elverişli tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz teknik bilirkişiye düzenlettirilecek ölçekli ve koordinatlı kroki ile raporuna yansıttırılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken: kadastro tespitine itiraz davası olmayan eldeki iş bu davada tespit bilirkişisinin dinlenmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, keşif zaptında yazılı olduğu üzere mahalli bilirkişi ile taraf tanıklarının anlatımları soyut içerikli olup somut olayı çözümlemeye yeterli değildir. Kaldı ki, özellikle 26 ve 30 nolu parsellerin niteliği ile ilgili olarak taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, 193 ada 41 nolu parsel “ham toprak” niteliğiyle tespit ve tescil edildiği için bu taşınmazdan zilyetlik yoluyla ihtisabı talep edilen yerle ilgili olarak ziraatçi bilirkişiden alınan rapor bilimsel içerikli değildir. Öncelikle 193 ada 41 nolu parselin bütünlüğü ve miktarı dikkate alınarak; komşu 193 ada 26 ve 30 nolu parsellerin tespit tarihinden 20-30 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının merciinde getirtilerek işin uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla incelettirilmeli, 193 ada 41 parselden talep edilen yerle ilgili olarak imar ihya ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının bilimsel verilere dayalı olarak tespit ettirilmesi zorunludur.
Açıklanan nitelikte araştırma ve inceleme yapılmadan özellikle takdiri delil niteliğindeki mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacılar vekili ile davalı …’nın temyiz itirazları bu sebeplerle yerindedir. Hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin … vekilinin talepleri bozma nedenlerine göre şimdilik yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın davacılara, 714,00 TL harcın da davalı …’ya iadesine 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.