YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1759
KARAR NO : 2012/8269
KARAR TARİHİ : 28.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
…, dahili davacı … ile Hazine ve Balaban Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Halfeti Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 11.03.2011 gün ve 156/94 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili; mevki ve sınırlarını bildirdiği bir parça tapusuz taşınmazın davacının babasının kullanımında iken ölümü ile davacı tarafından kullanılmaya başlandığını açıklayarak vekil edeni adına tapuya tescilini istemiştir.
Asli müdahil davacı … 28.07.2008 tarihli dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın kendisi adına kayıtlı taşınmaza bitişik olduğunu, davacının bu taşınmazda dava tarihine kadar zilyetliği bulunmadığını bildirmiş ve taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine 10.12.2010 tarihli yargılama oturumunda dava konusu yer köyün ortak malı olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı köy temsilcisi cevap vermediği gibi yargılamaya da iştirak etmemiştir.
Mahkemece, asli müdahilin zilyetliği bulunmadığından ve davacının dava konusu taşınmazı yılın belirli dönemlerinde harman yeri olarak kullanması ekonomik amacına uygun zilyetlik olmadığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 1975 yılında yapılan tapulama çalışmalarında tescil harici bırakıldığı sabittir. Mahkemece, taşınmazın yılın belirli dönemlerinde harman yeri olarak kullanılmasının ekonomik amaca uygun zilyetlik olmadığı yönünde kanaat oluşturulmuş ise de, bir yerin yılın belirli dönemlerinde özel harman yeri olarak kullanılması TMK.nun 713/1 maddesi kapsamında ekonomik amacına uygun zilyetlik olarak kabul edilmelidir. Ancak mahallinde 10.12.2010 tarihli yargılama oturumunda dinlenen asli müdahil tanıklarının somut olaylara dayalı beyanlarında ”dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları öncesinde köy hayvanlarının yayıldığı, kimsenin zilyetliği altında olmayan bir yer niteliğinde olduğunu” bildirmiş, bu husus 15.09.2010 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporundaki niteleme ve fotoğrafçı bilirkişi tarafından ibraz edilen dava konusu taşınmaza ait resimlerin içeriğine de uygundur. Zira resimlerden açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmaz harman yeri olarak kullanımı engelleyecek ölçüde taşlık bir yapıya sahip olup ilmi verilere dayalı bu saptamalar karşısında takdiri delil niteliğindeki tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına itibar edilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemenin görüşüne katılma mümkün değilse de, davanın reddi sonuç olarak doğru bulunduğundan, davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL onama harcının davacıdan alınmasına, 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.