Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/235 E. 2012/5452 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/235
KARAR NO : 2012/5452
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tazminat davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair… Aile Mahkemesinden veilen 18.10.2011 gün ve 777/1049 sayılı hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise; davalılar … ve … vekili taraflarından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteminin gider ve masraf olmadığından reddine karar verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza ilişkin olarak mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak 50.000 TL alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Fethi ve … vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalı … davacının iddiasını doğrulamıştır.
Mahkemece, 37.500 TL’nin davalıların her birinden miras payları dikkate alınarak tahsiline karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ile davalılardan Fethi ve … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
T.C Anayasasının 141.maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK.nun 297. maddesinde (HUMK.nun 388) mahkeme hükmünde bulunması gereken hususlar bentler ve fıkralar halinde açıklanmıştır. Maddenin gerekçeyi düzenleyen “c” bendinde; tarafların, iddia ve savunmaların özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin bulunmasının gerektiği, aynı kanun maddesinin son fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği düzenlenmiştir. Bu açıklamalara göre, verilen mahkeme hükmü, mahkemelerle, yargıya olan güveni sarsmayacak ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda; kısa kararın 1.bendinde “davacının fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydı ile dava konusu edilen değer (50.000 TL) üzerinden…37.500 TL’nın davalıların her birinden miras payları oranında dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Görüldüğü gibi, bendin başında fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına denildiği halde, sonunda fazlaya ilişkin talebin reddine denilmek suretiyle çelişkiye düşülmüştür. Mahkemenin bu hükmü, az yukarıda açıklanan kanuni düzenlemelere aykırıdır. Çelişkili hüküm fıkrası davanın tarafları arasında tereddüt oluşturduğundan, uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak nitelikte görülmemiştir. Verilen bu hükümle bağlı kalınmaksızın mahkemece, usul ve kanuna uygun olarak davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığı sonlandıracak hüküm kurulmalıdır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı vekili ile davalılardan Fethi ve … vekillerinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nunn Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK.nun 388/4 (HMK.nun 297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 556,90 TL peşin harcın da istek halinde davalılara iadesine 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.