YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/247
KARAR NO : 2012/6051
KARAR TARİHİ : 21.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İncesu Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.07.2011 gün ve 7/149 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … dava dilekçesinde; babası …’in sağlığında kendisine bağışladığı ve zeminde sınırları belirli olan bir parça taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı … adına tespit ve tescil edilen 109 ada 3 parsel içinde kaldığını açıklayarak davalı üzerindeki kaydın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … 11.03.2010 tarihli yargılama oturumunda; dava konusu 109 ada 3 parselin öncesinde dedesi …’e ait iken 1983 yılında dedesi tarafından kendisine hibe edildiğini, 1986 yılında bağ haline getirdiğini, halen zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bağış ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996, Borçlar Kanununun 234 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktırılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin yapmış olduğu araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 190 ada 3 parsel senetsizden tarla vasfı ile davalı adına 02.09.1998’de tespit edilmiş, kadastro tutanağının 29.03.2000 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmesi üzerine tapuya tescil edilmiştir. 13.05.2010 tarihinde taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazın öncesinde ortak muris …’e ait olduğunu ancak …’den sonra kime nasıl geçtiğini ve kimin tasarrufunda bulunduğunu bilmediklerini davacı tanıklarından Mustafa Saar 109 ada 3 parselin davacı … ve davalı … tarafından sahiplenildiğini, … davacıyı tasarrufta bulunurken görmediğini, davalı tanıklarından Mustafa Çelik taşınmazın evveliyatı konusunda bilgisinin bulunmadığını dava konusu yerde sürekli …’ı gördüğünü, davacı …’i ise bir defa üzüm keserken gördüğünü, … taşınmazın öncesini bilmediğini, 10 yıl öncesinden itibaren dava edilen yeri davalının isteği üzerine atla sürdüğünü, … ise 20-25 yıldır taşınmazda davalı …’ı gördüğünü bildirmişlerdir. Dosya kapsamındaki bilgilere, tarafların ve yerel bilirkişi ile tanık beyanlarına göre taşınmazın öncesinde tapusuz olarak müşterek muris …’e ait olduğu saptanmış ise de, …’in sağlığında yapmış olduğu paylaşımda kime intikal ettiği hususunda beyanlar arasındaki çelişki giderilemediğinden duraksama oluşmuştur.
Bu halde mahkemece yapılacak iş; yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar …nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağrılmalı, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle adı geçenler keşif yerinde dinlenilmeli, dava konusu taşınmazın müşterek muris …’den sonra kim tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, davacının herhangi bir şekilde tasarrufunun bulunup bulunmadığı, davacının herhangi bir tasarrufunun varlığı halinde taşınmazın bütünü karşısında kapsadığı alan ve sürekliliğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki bulunması halinde, …nun 261. maddesi (HUMK m. 265) uyarınca giderilmesi ve toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı …nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4./ HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 21.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.