YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/300
KARAR NO : 2012/5627
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine ve E.Hüyük Köyü Tüzel Kişiliği, … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Şarkışla Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 16.08.2011 gün ve 203/639 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında adlarına tespit ve tescil edilen 104 ada 46 parsel sayılı taşınmaza dahil olması gereken bir parça yerin paftasında yol olarak gösterildiğini açıklayarak bu bölümün adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, esası bakımından davacı ve avukatlık ücreti yönünden ise davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; 13.02.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği, eldeki davanın ise harcı alınmak suretiyle 11.05.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay’ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Kural bu olmakla beraber Daire uygulaması gereğince, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılan davalarda, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin kazanma bakımından nazara alınacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre paftasında yol olarak bırakılma işleminin yapıldığı 13.02.2006 tarihinden davanın açıldığı 11.05.2009 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmadığı gibi davada makul süre içinde açılmamıştır. Bu halde dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün tescil talebi yönünden ONANMASINA,
Davalı Hazine vekilinin avukatlık ücreti yönünden temyiz itirazlarına gelince; davalı yargılama oturumlarında avukat marifetiyle temsil olunduğuna göre, 1086 sayılı HUMK.nun 423 vd. maddeleri ile hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca; davalı Hazine yararına avukatlık ücreti takdir ve tayini gerekirken bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün vekalet ücreti yönünden 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2.bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.